27 Nisan 2015 Pazartesi

KVBT 8. Tur 1. Gün | Eylül - Elif Melissa | Alıntılar + Çekiliş




Eylül kendini büyük bir boşlukta hissetmektedir. Kim olduğunu hatırlayamaması genç kızın canını günden güne daha çok sıkmaya başlar. Gördüğü rüyalar, evine gelen gizemli mektuplar ve sırlarla dolu bir çocuk Eylül'ün hayatındaki tüm dengeleri alt üst edecektir. Artık her şey bir oyunun parçasıdır. Her dakika beyninde dönüp duran, cevaplandırılması gereken sorular ve geri dönüşü olmayan bir yol... Güvenin yok olduğu, acıyla baş başa geçen günler... 

Asla unutamayanların hikâyesi Eylül'ü okurken çözülen her bir olayda daha çok şaşıracaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

Sekizinci turumuzdan herkese merhabalar, yine Wattpad hikayesi ile karşınızdayız. Bugün size kitaptan alıntıları paylaşacağım, rafflecopter çekilişine de yazının sonundan katılabilirsiniz. 

''Aynaya baktığında kim olduğunu bilmeyen, kendini tanımayan bir insan ne kadar mutlu olabilir? Ne kadar emin olabilir ve ne kadar güvenebilir insanlara? Tüm geçmişini geride bırakıp nasıl aşık olur yeni bir insana? ''


''Gece kafamı yastığa koyduğumda hayallere değil karanlığa gömülüyorum çünkü benim hatırlayabileceğim bir anım yok. Hatırlayabilecek hiçbir şeyim yok. Uyumaktan korktuğum gecelerim var benim...''



''Gözlerindeki karanlık beni içine çekip oraya hapsediyordu.Sana her baktığımda acıyı hissediyordum. Sanki benim sonum sendeymiş gibi geliyordu. Fakat bu akşam ilk defa gözlerinin karanlık yönü yok. Bana ışık saçarak bakıyorsun.''



''Tam bir aşk sarhoşu gibi tavana bakarak aptalca sırıtmaya başlayınca fark ettim ki yalnızlık gerçekten kimsenin yaşamak istemeyeceği kadar ağır ve zor bir şeymiş.''

''Öyle bir şeydi ki bana her seferinde yeniden güç veriyor, günden güne daha da azimli olmamı sağlıyordu. Benim küçük dünyamdaki büyük tanrıçamdı. Her şey onun içindi ve küçük dünyamda sadece o vardı.''

Fenomen yayınlarına katkılarından dolayı çok teşekkür ederiz. Kitabı Facebook, Rafflecopter ve Instagram olmak üzere 3 yerden hediye ediyoruz. Rafflecopter'a buradan katılabilirsiniz :) 

                                                        a Rafflecopter giveaway


18 Nisan 2015 Cumartesi

KVBT 7. Tur 4. Gün | Kayıp Yüzlerin Fısıltısı - Iris Johansen | Yorum



Hayatta kalmak istiyorsan, hislerini işine karıştırmaman gerek"

Eve Duncan, küçük kızı Bonnie'nin öldürülmesinin ardından uzun yıllar matemden çıkamamış, ancak yine de hayata tutunmayı başarmış bir adli tıp heykeltraşıdır. Görevi, kimliği belirsiz kurbanların yüzünü yeniden yaparak kim olduklarını bulmaya yardımcı olmaktır. Jim Doane ise suikastçı olarak Özel Kuvvetler'de görevli oğlu Kevin'ın öldürüldüğüne inanan ve intikam hırsıyla yaşayan bir babadır. Jim, oğlunun etrafında dönen gizemi çözüme kavuşturmayı kafasına koymuştur. Amacına ulaşmak için yapması gereken ilk şey ise Eve'i kaçırmaktır.
Kendini bir anda sıra dışı olayların ortasında bulan Eve hayatında daha önce hiç görmediği bu adam için neden bu kadar önemli biri haline gelmiştir? Ve asıl önemli olan, Eve hayatta kalmayı başarabilecek midir?
    
            ******************************************
Herkese merhabaa, artık buraya sürekli tur kitapları yorumu girerken kenardan yorumlanmayı bekleyen kitaplarıma bakmamaya çalışıyorum. O kadar boşladım ki, neyse artık bir şekilde telafi edeceğim. 

 Bu turda gerilim-suç tarzı bir kitap okuduk ve benim çok okumadığım bir tarz olmamasına rağmen kesinlikle bu türe olan fikirlerimi değiştirdi. 1 yıldan fazladır kitaplığımda duran Sherlock Holmes kitaplarına da yakında başlayacağım galiba. Uzatmadan kitabın konusuna geleyim. 

Eve Duncan kocası ile mutlu bir hayat sürüyor ve adli heykeltıraşlık yapıyordur. Kızı Bonnie öldürüldüğünden beri içinde bitmeyen bir acı vardır. Onun hep yanında olan, koruyan ve en çok sevenleri de evlatlık kızı Jane ve kocası Joe' dur. 


İşinden dolayı her türlü manyak onu bulabilir ve kullanabilir. Ona ulaşmak için önce Joe ve Jane'i atlatmaları gerekmektedir bu şu ana kadar hiç olmamıştır ama Doane adlı bir kişinin ustaca planları her şeyi değiştirir.

Doane,Joe ve Jane'i atlatarak Eve'i kaçırır ve herkes Eve'i aramaya başlar. Ama yapılan  plan o kadar zekice planlanmıştır ki ne Eve'i bulmak kolay olacaktır, ne de Doane'den kaçmak.

Kitabı gerçekten beğendim okumaya başladığınız sizi içine çeken bir kitap. İlk sayfalardan itibaren hemen hemen herkesi tanıyabiliyorsunuz ve kitaba çok kısa bir süre de alışıyorsunuz.

Karakterleri çok sevdim, hepsi birbirinden güçlü karakterlere sahipti. Özellikle Eve kitapta ki en sevdiğim karakterdi. Düşünce tarzıyla, güçlülüğüyle kendine hayran bıraktı. Ayrıca kocası Joe ile arasında olan bağ da çok güzeldi. 

Konusu ilginçti, alışık olduğumuz konuların dışında ve orjinaldi. Bence okunması gereken eğlenceli bir kitaptı. Kitapa 5 üzerinde puan verecek olsam 4 verirdim herhalde. 

Katkılarından dolayı Martı Yayınları'na çok teşekkür ederiz. Çekilişimize buradan katılabilirsiniz.

                                                    a Rafflecopter giveaway

16 Nisan 2015 Perşembe

KVBT 7. Tur 2. Gün | Kayıp Yüzlerin Fısıltısı - Irıs Johansen | Yazar Tanıtımı

kayip-yuzlerin-fisiltisi-iris-johansen



"Hayatta kalmak istiyorsan, hislerini işine karıştırmaman gerek"

Eve Duncan, küçük kızı Bonnie'nin öldürülmesinin ardından uzun yıllar matemden çıkamamış, ancak yine de hayata tutunmayı başarmış bir adli tıp heykeltraşıdır. Görevi, kimliği belirsiz kurbanların yüzünü yeniden yaparak kim olduklarını bulmaya yardımcı olmaktır. Jim Doane ise suikastçı olarak Özel Kuvvetler'de görevli oğlu Kevin'ın öldürüldüğüne inanan ve intikam hırsıyla yaşayan bir babadır. Jim, oğlunun etrafında dönen gizemi çözüme kavuşturmayı kafasına koymuştur. Amacına ulaşmak için yapması gereken ilk şey ise Eve'i kaçırmaktır.

Kendini bir anda sıra dışı olayların ortasında bulan Eve hayatında daha önce hiç görmediği bu adam için neden bu kadar önemli biri haline gelmiştir? Ve asıl önemli olan, Eve hayatta kalmayı başarabilecek midir?
                           ------------------------

Yeni turumuzdan herkese merhabalar, bu aralar üst üste hiç durmadan tur yapıyoruz ve bu sefer ki tur kitabımızda Kayıp Yüzlerin Fısıltısı. Kitap hakkında yorum yazmamak için kendimi zor tutuyorum, bugün sadece yazar tanıtımı ve onu yapacağım. Yazar anladığım kadarıyla çok başarılı, kitaplarının büyük bir çoğu New York Times tarafından bir çok kez çok satanlar arasında gösterilmiş. Bu kitap ta öyle ki bence kesinlikle hak ediyor.,



Irıs Johansen 1938'de doğmuş yani şu an 77 yaşında. Görünce kısa süreli bir şok geçirdim çünkü kitaptaki fotoğrafında 50 yaşlarında gösteriyor.
Yazmaya üniversiteye gittiği zamanlarda başlamış. 1980'lerin başlarında ilk başarılı romantik eserlerini vermiş. 1991'den itibaren daha çok tarihi aşk romanları yazmış ve o yıl The Wind Dancer adlı romanını yayımlamış. 1996'dan itibaren suç romanları yazmaya başlayan yazar bu alanda da başarılı olmuş. 
Romanları 2006 yılında New York Times tarafından on yedinci kez en çok satan kitaplar arasında gösterilmiş.
Johansen, Georgia'da yaşıyor, evli ve iki çocuk sahibidir. Oğlu Roy Johansen, Edgar Award ödüllü bir senarist ve yazardır. Kızı Tamara, yazara araştırmacı asistan olarak hizmet vermektedir.
Katkıları için Martı Yayınları'na çok teşekkür ederiz. Çekilişimize buradan katılabilirsiniz.

                                                    a Rafflecopter giveaway  

4 Nisan 2015 Cumartesi

KVBT 6. Tur 4. Gün | İstanbul - Tuğba Sayın | Karakter Tanıtımı



İstanbul... Aşkın, ayrılığın, acının ve kavuşmanın hikâyesinin yaşandığı şehir... Liseli bir genç kız olan Mina'nın Bursa'dan İstanbul'a yaptığı bir yolculukla başlıyor her şey. Kaderin cilveleri ve türlü tesadüflerle örülü, yüreğinizi ısıtacak bir gençlik hikâyesi. Tutkulu, dinamik ve heyecanlı... Gençliğin coşkusu ve kırılganlığı bu kitapta saklı. Mina'yı zorlu bir duygusal sınav beklemektedir. Bir tarafta arkadaş gibi sevilen bir erkek, diğer tarafta duygularına karşılık verip vermeyeceği belli olmayan diğer bir erkek. Hangi erkek aşk duygularıyla Mina'nın yüreğini sarsacaktır?
(Tanıtım Bülteninden)


Turumuzun dördüncü gününden merhabalar, turumuz çok güzel gidiyor katılımlarınız için teşekkür ederiz.  Şimdi size İstanbul kitabının karakterlerini tanıtacağız. 
Mina: Kitabımızın ana karakteri, kendisi beni neredeyse kitap boyunca gerek düşünce yapısı gerek davranışlarıyla delirtti. Ama yine de sevdim onu. Dediğim gibi güçsüz bir kız ve ona karşı verilen kararlara bile karşı çıkamıyor, ayrıca çizime ve müziğe karşı yeteneği var.

Kamer: Yakışıklı, popüler oğlanımız. Kamer hem basketçi hem de gitar çalıp şarkı söylüyor. Bir kaç hata yaptı ama yine de Mina'dan hiç vazgeçmedi. 



Berke: Yaptığı yanlışlarda Mina'yı da yanında sürükleyip kafasına göre davrandığı için çok kızdım, sonradan nasıl olduysa ısındım ona. O da basketçi ve Kamer ile hiç anlaşamıyorlar. Ama kitabın sonunda gülümsetti beni.

Yeliz: Mina'nın İstanbul'a gittiğinde tanıştığı ve destek alıp onu ayakta tutan arkadaşı. Deli dolu iyi bir kız, herhalde kitaptaki en zararsız kişilerden biriydi. Mina bazı zamanlarda onun kıymetini bilmese de Yeliz hep yanındaydı onun.

Mina'nın Ablası: Aslında Mina'nın ailesinin tümünü komple sevmesemde ablası hep Mina'nın yanındaydı ve yardımcı oldu ona. İyi bir kızdı. O olmasa Mina'yla Kamer hiç tanışamazdı.

Katkılarından dolayı tekrar ve tekrar Fenomen Yayınlarına teşekkür ederiz. Çeklişimize katılmadıysanız şansınız hala var! 

                           
                                       

     
                                                     a Rafflecopter giveaway

2 Nisan 2015 Perşembe

KVBT 6. Tur 2. Gün | İstanbul - Tuğba Sayın | Yorum + Müzik Listesi



İstanbul... Aşkın, ayrılığın, acının ve kavuşmanın hikâyesinin yaşandığı şehir... Liseli bir genç kız olan Mina'nın Bursa'dan İstanbul'a yaptığı bir yolculukla başlıyor her şey. Kaderin cilveleri ve türlü tesadüflerle örülü, yüreğinizi ısıtacak bir gençlik hikâyesi. Tutkulu, dinamik ve heyecanlı... Gençliğin coşkusu ve kırılganlığı bu kitapta saklı. Mina'yı zorlu bir duygusal sınav beklemektedir. Bir tarafta arkadaş gibi sevilen bir erkek, diğer tarafta duygularına karşılık verip vermeyeceği belli olmayan diğer bir erkek. Hangi erkek aşk duygularıyla Mina'nın yüreğini sarsacaktır?
(Tanıtım Bülteninden)
                   -------------------------------

Bu aralar tur üstüne tur alıyoruz ve şimdi de altıncı turumuzdayız. Gerçekten çok mutluyum çünkü beş altı ay önce bu tur işi bana imkansız gibi geliyordu ama şimdi gayet      normal bir şey oldu. Neyse fazla konuşmadan                           kitaba geçeyim. 

Mina'nın ablasını ziyaret etmek için İstanbul'a gitmesiyle onun öyküsü başlıyor. Okullardan ve insanlardan çok etkilenen kızımız şansını denemek için oradaki bir kolejin bursluluk sınavına giriyor ve istediği bölümü yani moda bölümünü kazanıyor. Ailesini bir şekilde ikna ettikten sonra ablasının yanına yerleşiyor ve yeni hayatına başlıyor. 

İyi arkadaşlıklar kuruyor ve karşı komşunun çocuğuna yani Kamer'e karşı koyamadığı hisler hissetmeye başlıyor. Kamer... Okulun popüler çocuğu, müzik bölümünde okuyor, basketçi ve her kız -tabii ki- ona hasta. İlk başlarda Mina'ya karşı aldığı çirkin tavırlara karşı ne kadar kafasını koparmak istesem de göründüğü gibi bir çocuk olmadığını biliyordum. 

Hislerini çözemeyen kızımızı Kamer'de ezip savuşturunca Mina yan okulun popüler çocuğu Berke ile beraber olmaya başlıyor. Berke ile Kamer'in kavgalı olması işleri kolaylaştırmıyor ve bu sırada ikisi sürekli bir tartışma içinde oluyor. Berke Mina'nın Kamer'den uzak durmasını istiyor ama istenmeyen ot burnunun dibine düşermiş, Kamer ile Mina sürekli bir araya gelmek zorunda kalıyorlar. 

Bu sürede Kamer'in Mina'ya olan tavrı değişiyor ve Kamer Mina'nın onu gerçekten tanımasına izin veriyor. Mina'nın aklı karışıyor ve duygularını bastıramıyor. Bu noktadan itibaren seçim yapmak zorunda kalıyor. Mina kimi mi seçiyor ? 
İşte bunu kitabı okuduktan sonra öğrenebilirsiniz. 

Kitap güzeldi başlarda yazarın dilini çok sade bulmuştum ama sonradan alıştım, olaylar sanki sinema izliyormuşum gibi gelişti. Bu kadar akıcı olmasını da beklemiyordum, 480 sayfalık kitap o kadar hızlı bitti ki ben bile şaşırdım.

Kitapta beni delirten şeyler vardı. Mina'nın güçlü bir kız olduğunu düşünmüyorum, en küçük bir olayın onu yıkmasına izin veriyor ve kendi kararlarına verebilecek yaşta olmasına rağmen ailesinin onun için verdiği kararlara karşı sesini çıkarmıyor. İşte beni de en çok bu sinirlendirdi. Omuzlarından tutup ''kendine gel'' diye sarsasım gelen karakterlerdendi.

Kitaptaki şarkılar dinlediğim ve gerçekten çok sevdiğim şarkılardı. Yazarın böyle güzel şarkılar koymasına çok sevindim. Aşağıda bir kaç tanesini bulabilirsiniz şarkıların.

Fenomen yayınlarına desteklerinden dolayı çok teşekkür ederiz. Biri Facebook diğeri Rafflecopter olmak üzere iki tane kitap hediye ediyoruz. Rafflecopter çekilişine yazının sonundan katılabiilirsiniz. Bu da facebook linkimiz :
https://www.facebook.com/pages/Kitap-Vampirleri-ile-Blog-Turlar%C4%B1/245431595466875?fref=nf

MÜZİK LİSTESİ


Ho Hey - The Lumineers




Fix You - Coldplay


Cough Syrup - Young The Giant


Blackbirds - Linkin Park


Kids In The Dark - All Time Low


    

                                                     a Rafflecopter giveaway

24 Mart 2015 Salı

KVBT 5.Tur 4. Gün | Hançer - Ezgi Bağcı | Yazar ile Röportaj



Ölümdü… Bir gölge misali onu takip eden, aldığı her nefeste soğukluğuyla ciğerlerini dolduran ölüm. 'Maskesiz,' diye düşündü. Hançer maskesiz yaşayan bir ölümdü. Ve kadın... Ona doğru çekildiğini hissetti. Ufkun aslında bir uçurum olduğunu bilen minik bir serçeydi. Sonunun geldiğini hissetse de engel olamıyordu uçuşuna. İki sarmaşıktı ruhları, sarp kayalıklara tırmanmış, birbirine tutunan ve sonsuzluğa uzanırcasına sarılan… Dolandılar, birbirlerineydi bu aidiyet. Toprak yeşilde yalnızlığından kaçak, yeşil toprakta susuzluğuna damla. Ama kader ki, sarmaşıklara bir ruhu paylaşmak yazılmışsa, dolanmışlarken delicesine, kuruturlardı birbirlerini… Aşk bir yanda bembeyaz bir melek, bir yanda kalbe saplanmaya hazır bir Hançer'di. Tamamen siyahlara bürünmüş ve gecenin içerisinde kaybolmuştu. Kar maskesinin altından etrafını inceleyen koyu yeşilden griye dönen gözleri dikkatliydi. Bedeni her an harekete geçmeye hazır bir halde gerilmişti. Tetiğin ucunda tuttuğu parmağını saniyeler sonra kıpırdatacak ve hedefini indirecekti. Şu anda gözlediği hedefini…
(Tanıtım Bülteninden)


___________________________________


Merhabalar, turumuzun dördüncü günündeyiz. Çok güzel gidiyor, kitabın yazarı Ezgi Bağcı'yla da çok güzel, uzun bir röportaj yaptık. Keyifle okumanız dileğiyle..


1- Merhaba,röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz Hemen klasik sorularla başlayalım.Ezgi kimdir?Bize kendinizden ve yazarlık hayatınızdan bahsedebilir misiniz?
Merhaba, kendimden bahsetmede çok başarılı olduğumu söyleyemem ama deneyeceğim. Ezgi 24 yaşında, Hukuk fakültesinin son sınıfında okulunu bitirmekle uğraşan bir öğrencidir. İzmir'de ailesi ile yaşamaktadır. Bu şehri deli gibi sevmektedir. 3. kişiden bahseder gibi oldu değil mi? Çok küçük yaşlardan beri yazıyorum. İlk başta şiir vardı benim için ama 13 yaşlarımda kurgularım başladı, çünkü hayal gücümü durduramıyordum. Bir yerlerde somutlaştırmalıydım onları. 14 yaşımda internet ortamında hikayelerimi yayınlamaya başladım. Özgünlerim olduğu gibi, Fanfiction da yazıyordum. İnternet ortamında o kadar alıştım ki, nickim bir süre sonra ismim gibi oldu. Biliyorsunuz AlisaSamira kitapta da yer alıyor. Yazmak benim için nefes almak gibi ve Ezgi'yi Ezgi yapan şey... Vazgeçemem herhalde.


2- Yazmaya nasıl başladınız?
Kurgularım bir arayışın sonucunda ortaya çıktı benim için. Çok hayal kuruyordum. O kadar çok ki, rüyalarım ve hayallerim benden taşıyordu. Sonra, denemeye karar verdim. Bizim nesil, kitaplardan etkilenmiş bir nesildir, Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter... Kitaplara aşıktım ve yazmaya da aşık oldum. Ama tüm bunlarda asıl desteğim dedem ve ailemdi benim için. Benim gibi yazmaya aşık olan dedemin teşviği, "Ne yazarsan yaz, yeter ki yaz kızım." sözü tüm tereddütlerimi yok etmişti.


3- Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
Boş zamanlarımda film izlemeyi çok severim Ve tabii ki dizilerimle, animelerimi Tam bir anime manyağıyım...
En zevk aldığım ise kitap okumak. Her türlü kitabı yığın önüme önemli değil, kitap olsun yeter

4- Kitabınızı Wattpad’de yayınlamaya başladığınız zaman böyle büyük ilgi göreceğini bekliyor muydunuz?
Bekliyordum diyemem, umut ediyordum. Ama her şeyden öte okunması, okuyucunun o hikayeden zevk alması önemlidir her zaman. İki okuyucum dahi olsa, devam ederdi o hikaye. Yazmak ve okumak bir bütündür. Yazarlar kendilerini katar o yazıya, okuyanlar sözcüklerde bir şeyler bulur ve ilginç bir bağ kurulur. İşte ben o bağı çok seviyorum.
Elbette bu kadar ilgi gördüğü için mutluyum. Kitap olma yoluna girmesini sağlayan etkenlerin en büyüğü sonuçta.

5- Böyle düşünen yazarlar (2 okuyucum olsun ama zevk alsınlar) bizim için her zaman bir tık öndedir. Peki kitabınızın yazım ve basım aşamasında size en çok desteği kim veya kimler verdi?
İlk başta ailem ve en yakın dostlarım. Benim en büyük hayalimdi kitabımı görmek ve onlar da bunu biliyorlardı. Benden de çok sevinip heyecanlandılar belki de...
Sahra'nın sevgili yazarı Burcu Demet, canım arkadaşımın desteğini asla göz ardı etmem. Her aşamada güzel dostluğu yardım etti bana.
Kesinlikle yayınevim. Çok iyi bir yayıneviyle çalışıyorum, aile gibi bir ortam var... Yayınevimizin sahibi Nurettin Bey ve sevgili yazarları ki herkes tanıyor onları, Müjde, Öykü, Canan, Burçin, İlknur ve diğerleri, aldığım destek ve sevgi çok önemliydi benim için.
Hançer'in değerli okuyucuları... Daha bir çok isim var Sabaha kadar devam edebilirim. Sevilmek çok güzel bir şey


6- Ne kadar harika bu kadar çok destek görmeniz Peki kitabınızın basılacağı haberini duyan çevrenizdeki insanlardan aldığınız tepkiler nasıldı?
Annem neredeyse ağlıyordu Kardeşim kocaman bir çığlık attı. En yakın arkadaşlarımda bir kafenin bize neden olacak derece gürültü çıkarttık. Ve birçok kişi ile telefonda ağlamalı gülmeli konuşmalar yaptım. Çok eğlenceliydi Ama hepsinin dediği bir şey vardı. "Biliyordum."


7- Kitabın basım sürecinde neler yaşadınız?Bu süreç sizin için zorlu bir süreç miydi?
Ah kesinlikle zorlu bir süreçti ama eğlenceli bir süreçti. Eğlendim çünkü en büyük hayalim vardı ortada. Kitabın düzenlemesinde yoruldum, bazı eklemeler çıkarmalar, Hançer karakter açısından zor bir kurgu oldu benim için,belki bu açıdan zordu bu düzenleme. Ve kapak, olana kadar ben heyecandan arkadaşlarım heyecandan yerimizde duramadık. Çok güzel oldu ama değil mi?
Bu zorlu süreçte başını ağrıttığım herkesten özür dilemek istiyorum buradan.


8- Ah evet,kesinlikle güzel oldu,kitabı hepimiz gerçekten beğenerek okuduk Wattpad’de yayınladığınız fantastik hikayeler de var.Peki sizce fantastik kitaplar mı romantik kitaplar mı?
Fantastik, benim için her zaman önde o vardı. Daha derindi ve anlatmak istediğim şeylerdi.
Hançer'i okuduğunda da insanlar sadece romantik olmadığını göreceklerini umuyorum. Çünkü fantastik de olsa romantik ya da başka bir şey de olsa duyguları anlatmaya odaklanıyorum ve insanları...
Sırası olsa da bir gün fantastiklerimin de raflarda olmasını umuyorum.


9- Fantastik hikayelerinizi de okumayı çok isteriz.Hançer’deki karakterleri oluştururken ilham aldığınız birileri var mıydı?Örneğin Melek gerçekten çok iyimser ve mutlu birisi.Bu sizin ya da çevrenizden birinin bir özelliği olabilir mi? Ya da Hançer. Onun gibi biri var mı etrafınızda? Varsa telefon numarasını alabiliyor muyuz?
Fantastikleri paylaşmayı ben de çok isterim
Çevremden ilham aldığım birisi değil karakterlerim ama aynı zamanda çevremde gördüğüm herkesten ilham aldığım karakterler. Aynı zamanda elbet benden de bir şey taşıyan karakterler. Hepsinin kendi hikayesi var kitapta ve ondan o geçmişlere, yaşananlara ve karakterlerine göre şekilleniyorlar. Melek'i biraz da insanın her şeye rağmen ayakta kalabileceğini, kendisini dinleyebileceğini göstermek için o şekilde yazdım.
Hançer... Ah işte onun gibi birinin çevremde olmasına insan yok Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Ben hep görsem arkamı dönüp kaçardım diyorum ama siz bulursanız öyle birinin numarasını, sizden isteyecek sürüyle insan var söyleyeyim.


10- Peki Hançer’in kurgusu nasıl oluştu aklınızda?(Belirtmek isterim ki gerçekten oldukça sürükleyici ve gizemli bir hikaye.)
İlk başta karakterler oluştu. Uzun zamandır fantastik dışında hikaye yazmıyordum ve giriştim. Asıl karakter Hançer tabii ki ve onun geçmişi oturdu, oluştu - geçmişi spoiler ikinci kitabı bekleyeceğiz... Sonra aşksız kurgum olmaz benim, dünyanın en güzel büyüsüdür sonuçta. Melek böyle bir adamı toparlayacak tek kadın olabilirdi. Kurgu ve karakterde zorlanmadım, düşündükçe oturdu yerine ve yazmadan önce çoğu şey belliydi.
Ama karakteri yazmak, yani Hançer'i yazmak yukarı da söylediğim gibi gerçekten zordu. Bazı anlarda nasıl tepki verecek, hele ne söyleyecek.. Yordu.
- Gerçekten ne tepki vereceğini kestirmek zor. Hatta bazı sahnelerde şaşırttı beni. İnanamayıp 2-3 kere tekrar okudum. Gülümsedi mesela. Gerçekten güldü. Çok şaşırmıştım.
O gülümseme herkesin şoka girdiği, inanmıyorum gülümsediği dediği bir sahneydi.

11- Kitaptaki diğer karakterlerin hikayelerini de okumamız mümkün olur mu günün birinde? Alvino mesela. Çok sevdim ben. Tamam Hançer diyerek başınızı şişirdim ama Alvino mu o mu derseniz karar veremem. Yarın yorumumda göreceksiniz zaten ikilemimi. Onun hikayesini görebilecek miyiz? Ya Darcey? Esra?
Alvino, çapkın yakışıklımız Esra, Darcey ve o kesinlikle ikinci kitabın da vazgeçilmezleri olacaklar ve evet, onları da öğreneceğiz. Ana karakterlerle böylesine bağı olan ve birinci kitapta işlediğim bağlandığım karakterleri yazacağım.

12- Ah şimdiden meraklanmaya başladım,bakalım neler olacak Wattpad’de yayınlanmış birçok kitabınız var.Bunların arasından en sevdiğiniz hangisi?
Ah ama bana en zor soruyu sordun. Nasıl ayırırım onları?
Bahar. Kesinlikle çok özel bir hikaye benim için.

13- Sebebini sorabiliyor muyuz?
Bahar benim huzur hikayem,dinlendiğim hikayem ve dinlenmeden yazamadığım bir hikayem... Garip değil mi? En ilginç kısmı da o hikayenin bazı sahnelerini rüyamda görmüş olmam... O kadar renkli, canlı ve gerçekti ki, içimde bir şey yazmam için beni dürttü.


14- Geçelim diğer soruya. Hep yazarlığınızdan bahsettik. Biraz da neler okuduğunuzu soralım değil mi? Türk ve Dünya Edebiyatı’ndan favori yazar ve kitaplarınız nelerdir?Kısacası Ezgi ne okur?
Aslında şöyle bakarsam kitaplığımda her türlü kitap var çünkü her şeyi okumayı severim ama elbette favorilerim var. Tolkien, Rowling, Paolo Coelho, Julie Garwood, Julia Quinn, Victor Hugo ve Tolstoy; Türk Edebiyatında ise Turgut Özakman, Yaşar Kemal, Hanri Benazus ve kesinlikle şairler Nazım Hikmet, Attila İlhan, Özdemir Asaf, Can Yücel...Ve Postiga kızları En sevdiğim kitap ise Piedra Irmağının Kıyısına Oturdum Ağladım. - Paolo Coelho

14- Ne kadar geniş ve hoş bir portföyünüz var Bayıldım doğrusu Peki yazmak için size ilham veren şeyler nelerdir?
Deniz, müzik, filmler, bir olay, insanlar, gülücükler ve sevgi... Her şey.. Ama ilhamların uğradığı zamanlarım var. Arada kapıyı çalmadıkları anlar da oluyor maalesef

15- Onlar da nazar boncuğu olsun. Bizimle bu güzel röportajı gerçekleştirdiğiniz için çok çok teşekkürler. Biz çok eğlendik umarım siz de eğlenmişsinizdir. Son olarak okuyucularınıza söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Hem de çok eğlendim. Satırlarımı paylaşıp, yazarken hissettiğim duygulara ortak oldukları için çok teşekkür ediyorum. Yazmanın en büyük ilhamlarından biri okuyanlardır çünkü.

                                                          a Rafflecopter giveaway

22 Mart 2015 Pazar

KVBT 5. Tur 2. Gün | Hançer - Ezgi Bağcı | Yorum + Cast Tanıtımı



Ölümdü… Bir gölge misali onu takip eden, aldığı her nefeste soğukluğuyla ciğerlerini dolduran ölüm. 'Maskesiz,' diye düşündü. Hançer maskesiz yaşayan bir ölümdü. Ve kadın... Ona doğru çekildiğini hissetti. Ufkun aslında bir uçurum olduğunu bilen minik bir serçeydi. Sonunun geldiğini hissetse de engel olamıyordu uçuşuna. İki sarmaşıktı ruhları, sarp kayalıklara tırmanmış, birbirine tutunan ve sonsuzluğa uzanırcasına sarılan… Dolandılar, birbirlerineydi bu aidiyet. Toprak yeşilde yalnızlığından kaçak, yeşil toprakta susuzluğuna damla. Ama kader ki, sarmaşıklara bir ruhu paylaşmak yazılmışsa, dolanmışlarken delicesine, kuruturlardı birbirlerini… Aşk bir yanda bembeyaz bir melek, bir yanda kalbe saplanmaya hazır bir Hançer'di. Tamamen siyahlara bürünmüş ve gecenin içerisinde kaybolmuştu. Kar maskesinin altından etrafını inceleyen koyu yeşilden griye dönen gözleri dikkatliydi. Bedeni her an harekete geçmeye hazır bir halde gerilmişti. Tetiğin ucunda tuttuğu parmağını saniyeler sonra kıpırdatacak ve hedefini indirecekti. Şu anda gözlediği hedefini… (Tanıtım Bülteninden)

                  ----------------------------   
Ocak ayından beri hiç bir yorum giremedim bloga gerçekten çok boşladım burayı ama bundan sonra böyle olmayacak. Tembelliğimi kenara bırakıyorum ve asıl konuya geçiyorum. Çok güzel bir kitabın turunu yapıyoruz ve çok heyecanlıyız. Desteklerinden dolayı Postiga'ya ve yazarımız Ezgi Bağcı'ya teşekkür ediyoruz.

Kitap gerçekten çok güzeldi, karakterlere ve yazarın diline hayran oldum. Ayrıca alışık olduğumuzun dışına çıkıp karakterleri anlatırken gözlerini ön plana çıkarması da çok hoşuma gitti.


Melek geçirdiği bir kaza sonucu hafızasını kaybediyor, geçmişe dair her şey siliniyor öyle ki okumayı yazmayı bile baştan öğreniyor. Ailesini bile hatırlamıyor ve hastanede tanıştığı insanlar onun yeni ailesi ve en yakın arkadaşları oluyor.Hayat onu böylesine zorlarken Melek'in en büyük destekçileri de yeni ailesi oluyor. 

Marco hikayedeki gizemli, karanlık adamımız. Kitapta ismi Hançer diye de geçiyor (lakabı diyebiliriz). Aynı zamanda Melek'in en iyi arkadaşının da deyişiyle ''buzdan bir heykel''. Gülümsediğini görünce bile şaşırıyorsunuz, bu gizemi Melek'i çektiği gibi sizi de kendisine çekiyor ve tabii ki orman yeşili gözleri de.

Esra'da Melek'in en yakın arkadaşı, harika bir karakter. Melek'le hastanede tanışıyorlar ve Esra ona her konuda destek oluyor. Herkesin öyle bir arkadaşa sahip olması lazım, deli dolu neşeli bir kız, onu gerçekten çok sevdim. 

En sevdiğim karakteri sona sakladım. Alaycılığıyla, çapkınlığıyla, yakışıklılığıyla ve tabii ki gözleriyle Alvino beni kendine hayran bıraktı. En az Marco kadar sevdim Alvino'yu da (hatta Marco'dan bir tık daha fazla olabilir). Özellikle Esra ve Alvino arasında geçen diyaloglar, birbirlerine sataşmaları, çok tatlıydı.

Kitabın ilk 100 sayfasında ben ısınamadım pek, yazarın dilini anlamak için çabaladım. Sürekli başkalarının dilinden anlatılıyor ama bunu belirten bir şey de yoktu o yüzden karışık geldi neyse ki sonradan alıştım. Sanırım karakterleri tanıma, kitabı keşfetme kısmını sevmiyorum ben. Ama okudukça elimden bırakamadım.

Bence okunması gereken eğlenceli, güzel bir kitaptı. Kitabı Instagram, Facebook ve Rafflecopter olmak üzere üç yerden hediye ediyoruz. Instagram hesabımız @kitapvampirleri , Facebook hesabımız için tıklayınız, Rafflecopter çekilişi de yazının sonunda.Postiga'ya ve yazarımız Ezgi Bağcı'ya katkılarından dolayı tekrardan teşekkür ederiz. 



CAST TANITIMI


Marco için Jack Hughman 


Esra için Lindsay Lohan


Melek için Anne Hathaway


Alvino için Ian Somerhalder


Bay MacKenzie için Anthony Hopkins


Alvino'nun kardeşi Aloise için Bryn Drohan 

              
                                                


                                                       
                                                            a Rafflecopter giveaway