Nefes Serisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nefes Serisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2015 Çarşamba

Kitap Yorumu: Aşk Yakar - Rebecca Donovan (Nefes Serisi #3)

Aşk Yakar


 'Seni sevmek ateşlere atlamaktı bile bile. Seninle ya da sensiz...'

Ne anılar bırakabilir peşini ne de kalbinin derinliklerine gömdüğün o adam… Çünkü aşk yakar, kül eder; onu taşıdığın müddetçe küllerinden yeniden doğar. Dünyada oldukça büyük yankı uyandıran Nefes serisinin bu son kitabını elinizden bırakamayacak ve son sayfasına kadar soluksuz okuyacaksınız. 

'Oldukça duygusal ve yürekleri ısıtan bir son. İnsanı daha ilk sayfadan içine çekip sürükleyen bir kurgu. Tek kelimeyle enfes.' 
-Colleen Hoover, Hopeless - New York Times Bestseller Yazarı)-

'...Uzun zamandır böylesine bir aşk hikâyesi okumadığınıza eminim.' 
-Guardian-
(Tanıtım Bülteninden)


                                                 

--------------------------------



Kitap hakkında söylenecek, konuşulacak o kadar çok şey var ki. Nereden başlasam bilemiyorum. Nefes serisinin son kitabıydı Aşk Yakar. Diğer kitaplarına göre bu kitap çok daha farklıydı. Yazar bazı yerlerde beni deli etse de okunmaya değer bir seriydi.

-biraz spoiler içerir 

Emma Weslyn'i geride bırakarak üniversiteye gideli 2 yıl olmuştur. Hayalindeki üniversitede tıp okuyor ve ev arkadaşları ile yaşıyordur. Peki mutlu mu ? Değil. Emma geçmişte yaşadığı olayları unutmamış, hala acı çekiyordur.Ev arkadaşları onu dışarı çıkması, partilere gitmesi için ne kadar zorlasalar da Emma dışarı çıkmak istemiyor zamanını ders çalışarak veya kendi halinde geçiriyordur.


 photo 2b0e2636-f44c-4626-a9a4-f1f330e9159e_zps2aaf153e.jpg

Emma'nın bu davranışları Cole ile tanışana kadar devam eder. Cole iyi bir çocuktur, Emma onunla zaman geçirdikçe ondan etkilenmeye başlar. Cole ona ilaç gibi gelmektedir, yaralarını kapatmasa da kısa bir süre için geçmişi unutmasına yardımcı olmaktadır.

 Yavaş yavaş kendine gelmeyen başlayan Emma'nın mutluluğu kalıcı olmaz çünkü kısa bir süre sonra annesinin ölüm haberi gelir. Emma annesini çok sevmese de ölümü onu derinden yaralar. Cenaze için Weslyn'e geri dönmesi ile de herşey arap saçına döner. Zaten yıkılmış olan Emma'nın orada Evan ile karşılaşması onu iyice yıkar. Çözümü alkol de bulan Emma işleri zorlaştırsa da Sara ve Evan ona orada çok destek olur.

 Emma'nın bu halini gören Evan onu yalnız başına geri gönderir mi ? Tabii ki hayır. Emma cenazeden sonra Santa Barbara'ya dönerken onunla beraber döner. Emma bunu iyi karşılamasa da yapabileceği bir şey yoktur.

 Evan ve Cole'ün önceden arkadaş olmaları da Emma ve Evan'ın sürekli yan yana gelmesine neden olur. Emma Evan ile zaman geçirdikçe Cole'e olan duygularından emin olamamaya başlar ve Evan'ı ne kadar özlediğini anlar. Bu süre de Emma'nın başına gelen olaylarda ona destek olan ve onu nasıl bu durumdan kurtarabileceğini bilen Evan çoktan Emma'yı seçmiştir, peki Emma iyileşip Evan'ı seçecek mi ?

-spoiler bitti

Emma'nın yazı geçirdiği yer, Santa Barbara

Bu kitaptaki Emma serinin diğer kitaplarındaki Emma' dan tamamen farklıydı. Bu Emma çok daha dışa dönük, partilere giden hatta alkolden nefret etmesine rağmen içen bir kızdı. Bunlara rağmen o depresyondaki Emma bu kitapta da aynı. 3 kitapta da hep bir karamsarlık, depresiflik.. İnsan istemese de onun bu halinden etkileniyor.

Emma herşey için kendini suçlamaktan üç kitaptır vazgeçmedi. Hayatına devam edip iyileşebilmesi için artık bir kendini affetmeli ve aşkı hak ettiğini düşünmeli. Bazı yerlerde onu omuzlarından tutup suratına ''Kendine gel sen Emma'sın !?!'' diyesim geldi. Geçmişte ne olaylar yaşamıştı ama asla böyle yıkılmamıştı.

Tabii birde  Evan var... Onu bırakıp gitmekle hayatının hatasını yapmıştı ama Evan onu tabii ki de bırakmadı. Her kıza Evan gibi bir erkek lazım. O gerçekten MUHTEŞEM. 

Kitap benim için biraz hayal kırıklığıydı. Bence yazar ikinci kitaba güzel bir son yapıp seriyi bitirmeliydi. O kitaptan sonra bu kitaba çok büyük umutlarla başlamamıştım zaten ama yine de sonu çok daha iyi olabilirdi. Seri kötü değildi, yazar bizi arada sırada kızdırsa da okunmaya değer olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar.




''Bizi birbirimize bağlayan hassas bir enerji bağı vardı. Hem de onu ilk gördüğüm andan beri. Dürüstlük adına attığım her adım, ona kendimi açmama yardımcı oluyordu. En karanlık, en kırılgan yanlarımı görmesine izin verebilmiştim sonunda. Her bir dokunuş, her bir bakış ve her bir gülüş bizi daha da yakınlaştırıyordu birbirimize.''



3 Eylül 2014 Çarşamba

Benimle Kal Rebecca Donovan





Gerçek aşkın kendisine verdikleri ve yeni hayatıyla beraber Emma, geçmişte yaşanan tüm bu kötü hatıralardan sıyrılıp kendine temiz bir sayfa açabilecek mi ?

'' Hassas, cüretkar, bağışlanmaz; Benimle kal zihninizde saklambaç oynayan duyguları gezintiye çıkaracak.'' -Tracey Garvis Graves

'' Serinin bu ikinci kitabının okuduktan sonra söyleyebileceğim tek şey şu: Kesinlikle beklediğinize değecek.'' -Amazon

'' Tut Elimi'nin devamı niteliğindeki Benimle Kal tek kelimeyle sarsıcı. Bir çırpıda okudum.Yer yer eğleNceli ve heyecan verici yer yer yürek burkan, hüzünlü; kısacası 'her şey' denilebilecek bir eser.'' -Lep Gold




   
 Kitabın konusu ne kadar saçma olsa da bitirdim. Yazar resmen saçmalamış ama akıcılık geçen kitaptakiyle aynı. Tam dedim her şey güzel Carol hapse girdi, Emma Sara'lara taşındı, Evan'la ilişkileri devam ediyor bundan sonra iyi olacak. Annesi girdi işin içine. Bir gün Emma'ya telefon açıyor ve onun yanına taşınmasını söylüyor, Emma'da onunla geçiremediği yılları telafi edeceğini sanıp annesinin yanına taşınıyor. Tabii tamamen bir hata. Annesi hala içmeyi bırakmamış gece eve erkeklere geliyor. Bazen sarhoş olup Emma'yı babasının ölümüyle suçluyor. Emma bunları Sara dahil kimseye anlatmıyor. Bu sırada annesinin hayatına Jonathan giriyor. Jonathan yakışıklı, anlayışlı, kibar birisi tek sorunu annesine göre çok genç olması. Bu sırada Jonathan'la Emma arkadaş oluyorlar, Emma daha önce kimseye anlatmadığı şeyleri ona anlatırken buluyor kendini ve aralarında bir bağ oluşuyor. Bu sırada Evan'la birlikte tabii. Araya bir sürü dert, problem derken kitap bitiyor tabii. Bu yazar niye iki kitabı da böyle kafamızda soru işareti bırakarak bitirmek zorunda ki. Umarım Emma Evan gibi bir erkeği kaybetmez. Evan tam olarak hayallerimdeki erkek gibi denebilir. Bu kadar kitabı yerden yere vurmama rağmen üçüncüsü çıktığında alacağım, sonunu çok merak ediyorum.



''Emily her zaman etrafta koşturur, toz toprak içinde ağaçlara tırmanırdı. Zaten bu yüzden sporla uğraşmasını istedik, böylece kayaların üzerinden atlayıp kedini öldürmeye çalışmayacaktı.''dedi annem.
Evan o görüntümü düşünerek kıkırdamaya başladı.


'' Kucağında yatıp yanımızdan akan derenin sesini dinlemeye devam ettim. Güneşin sıcaklığı yüzümü okşuyor, Evan'ın nazik dokunuşlarıysa tenimi hafif bir ürpertiyle inletiyordu. O anı dondurup ihtiyacım olduğunda kullanmak üzere cebimde saklamak istiyordum.''


'' Hayatın anlamını istediğin kadar sorgulayabilirsin, ama şunu bil ki benim anlamım sensin..''




''Bu histeri krizleri arasında Ally ekledi. ''Peki ya Emily'e kolalı viski içirdiğimizi ve kafasını bir saat boyunca duvara çarpmasını videoya çektiğimizi hatırlıyor musun?''.
Annem kahkahalarla iki büklüm olurken midesini tutuyordu.





31 Ağustos 2014 Pazar

Tut Elimi Rebecca Donovan


Onu kurtarabilecek olan tek şey aşktı... geldi ve o en umutsuz anda kalbini kıskıvrak yakaladı. Weslyn'in Connecticut eyaletinde hayat olağan deviniminde akıp gitmektedir. Fakat Emma Thomas'ın tek isteği çevresi tarafından görünmez olmaktır. Onun tüm çabalarının sebebi, gördüğü zulmün eseri, vücudunda biriken yara izlerini gizleyerek hayatını her şey yolundaymış gibi göstermektir. Fakat Emma, bir gün Evan adında bir adamın çıkagelip tek günde hayatını değiştireceğini nereden bilebilirdi? Aşk ona, sırlarını açığa çıkarmak pahasına da olsa kabuklarından sıyrılma şansı tanıdı. Bir genç kızın hayatını değiştiren aşk hikayesi, sessiz çığlıkları ve umuda pamuk ipliği ile tutunuşu:Tut Elimi 'Umut pamuk ipliğine bağlıysa aşk bir mucizedir...


Emma babasını küçük yaşlarda kaybetmiş annesi de alkolik olduğu için amcasının evinde yaşayan liseye giden bir kızdır. Tabii her şey bununla bitmiyor. Yengesi yani Carol Emma'nın onlarla yaşamasından hoşnutsuzdur bu yüzden Emma'ya sürekli şiddet uyguluyor, hakaret ediyor ve ev işlerini yaptırıyordur.  Emma derslerinde çok iyi spor yapan başarılı bir kızdır. O evden ayrılmak içinde gün sayıyordur. Emma'nın tek arkadaşı vardır oda Sara. Sara Emma'ya göre daha çok dikkat çeken bir kızdır. Birlikte takılsalar da Emma'yı genelde kimse farkına varmaz. Emma da bu halinden gayet memnundur. Takii Evan Mathews adındaki yakışıklı bir çocuk Emma' yı fark edene kadar. Evan da Emma gibi başarılı , sporcu ve çook yakışıklıdır. Başta Emma Evan'ın arkadaş olma çabalarına karşı koysa da sonradan arkadaş olurlar. Evan baştan beri Emma'ya aşıktır fakat Emma onunla böyle bir ilişkiye girmek istemiyordur. Emma Evan'dan ne kadar kaçsa da sonunda kendisi de yavaş yavaş Evan'ın çekimine kapılmaya başlar. 
   
Kitap uzun zamandır okuduğum en akıcı kitaplardan biriydi. 2 günde soluksuz okudum resmen. Yengesinin tüm eziyetlerini çekmek zorunda değil birisine söylese her şey son bulacak ama Carol'ın iki çocuğu vardır ve Emma onların annesiz büyümesini istemiyordur. Ben olsam katlanır mıydım bilmiyorum ya da bu kadar güçlü olur muydum.İkinci kitapta neler olabilir ki düşünüyordum çünkü kitaba genel olarak baktığımızda pek seri olacak bir kitap değil gibiydi ama sonra üçüncü kitabın çıkacağını duydum. Şaşırdım ama sevindim de umarım kısa zamanda çıkar. Sizde okuduysanız sizin de yorumlarınızı bilmek isterim :) Keyifli okumalar :)

Bir şey söyleyemeyeceğimi bilerek üzerindeki örtüyü fırlatıp ayaklarını yere sarkıttı. '' Hadi, şeytan evde olmadığını fark etmeden önce seni cehenneme geri götürelim.'' Aslında söylediği şey komik sayılırdı ama bu sözler, gerçeğe gülemeyeceğim kadar yakındı.

Elime geçen boş bir kağıda şunları karaladım: 
Sen 'biz' diye bir şey olduğunu mu varsayıyorsun?
Evan ise cevap olarak yalnızca,
Henüz değil yazmıştı.


O gece, yatakta yatarken söylediklerini bir kez daha düşündüm. Bir anda elinden kayıp gideceğini bile bile, içinde bulunduğun anın olabildiğince tadını çıkartmak daha mı iyiydi gerçekten de? Kaçınılmaz sona rağmen , bir şeyleri  yaşamaya değer miydi? Buna karar verebilmek için o kaçınılmaz sonun ne olduğunu bulmalıydım önce. Kırık bir kalp mi yoksa kırık kemikler mi?


Üniversitede burs alabilmek için mükemmel bir ortalamaya sahip olmam gerekiyordu. Üzerinde kontrol sahibi olduğumu hissettiğim tek şey buydu ve açıkçası bu benim için bir kaçış planından ziyade daha çok bir ' hayatta kalma' stratejisiydi.
Öyle anlaşılması güç bir danstı ki  bu aramızdaki, dokunmadan dokunmak, söylemeden bilmek, dile getirmeden hissetmek durumunda kalmıştık. İnce, çok ince bir çizgide yürüyen iki arkadaştık. Ve varlığıyla öylesine başım dönmüştü ki, kendi ellerimle çizdiğim çizgiyi umursamayan adımlarımın farkına varamıyordum.