Yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2015 Perşembe

KVBT 9. Tur 3. Gün | Başka Dilde Aşk - Mia Sheridan | Yorum + Ön Okuma


baska-dilde-ask-mia-sheridan
New York Times, USA Today ve Wall Street Journal Çoksatan Romanı Başka Dilde Aşk, korkunç bir gecenin hatıralarına zincirlenmiş bir kadının ve 
sevgisiyle o zincirleri kırabilecek adamın hikâyesi. Geçmişin acı yüklü izlerini taşıyan sessiz bir adamın ve sesini bulmasına yardım edebilecek kadının hikâyesi. Acının, kaderin ve aşkın iyileştirici gücünün hikâyesi…
(Tanıtım Bülteninden)

Üçüncü tur günü ve yorum zamanıı. Kitap hakkında söyleyecek çok şeyim var. Öncelikle bu kitabın turunu yaptığımız için gerçekten çok mutluyum. Yabancı yayınlarına katkılarından dolayı tekrar teşekkürler.

Her şeyi geride bırakıp arabaya atlayan Britt kendini küçük tatlı mı tatlı bir kasaba da bulur. İstediği tek şey geçmişi düşünmeyi bırakıp az da olsa huzurlu hissetmektir. Geldiği yerin ona ne kadar iyi geleceğinden ise tamamen habersizdir.

Kısa bir süre içinde işe başlayıp, komşularıyla tanışır. Her şey güzel gidiyordur. Hayatını daha da güzelleştirecek şey ise otoparktaki sessiz ve yakışıklı Archer ile çarpışması olur. Bu çocuğun sessizliği Bree'de merak uyandırır. Bree onu her gördüğünde Archer'ın sessizliğinin üstüne gider ve Archer Bree'ye açılmaya başlar. Bu herkesi şaşırtır çünkü Archer kasabanın sessiz kişisidir. Yıllar önce kendini herkesten soyutlamış ve tek başına bir hayat yaşamaya başlamıştır. 


İkilinin geçmişte yaşadıkları kalp kırıklıkları onları birbirine daha çok bağlar. Bir süre sonra ise aralarındaki arkadaşlık zamanla daha romantik ve tutkulu bir hal alır.


Mia Sheridan alıştığımız aşk hikayelerinden çok farklı bir şey çıkarmış. Bree ve Archer'ın aşkı özgün, samimi ve etkileyici. Gerçekten etkileyici. Archer hakkında olan bölümleri okurken kalp burukluğu hissetmemek elinizde olmuyor.

Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve kalemini gerçekten sevdim. Duyguları çok yoğun bir şekilde anlatmış, kitabı okurken çok etkileniyorsunuz.

Archer'ı ne kadar sevdiğimden bahsetmeme gerek yok herhalde, o gerçekten o kadar iyi ki. Bree'yi de en az Archer kadar sevdim, güçlü bir karakter. Başlarda Archer'ın onu uzaklaştırma çabalarına rağmen onun inatçı davranışları her şeyi değiştirdi.

Yazar sessizliğin aşka engel olmadığını çok güzel anlatmış. Kitabı alıp okumalısınız, şansınızı denemek isterseniz biri Rafflecopter diğeri Facebook olmak üzere iki yerden hediye ediyoruz. Rafflecopter çekilişine yazının sonundan katılabilirsiniz.Puanım 5/4. 

                         -ÖN OKUMA-


                                                                 a Rafflecopter giveaway

28 Nisan 2015 Salı

KVBT 8.Tur. 2.Gün | Eylül - Elif Melissa | Yorum

eylul-elif-melissa



Eylül kendini büyük bir boşlukta hissetmektedir. Kim olduğunu hatırlayamaması genç kızın canını günden güne daha çok sıkmaya başlar. Gördüğü rüyalar, evine gelen gizemli mektuplar ve sırlarla dolu bir çocuk Eylül'ün hayatındaki tüm dengeleri alt üst edecektir. Artık her şey bir oyunun parçasıdır. Her dakika beyninde dönüp duran, cevaplandırılması gereken sorular ve geri dönüşü olmayan bir yol... Güvenin yok olduğu, acıyla baş başa geçen günler... 

Asla unutamayanların hikâyesi Eylül'ü okurken çözülen her bir olayda daha çok şaşıracaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

          --------------------------------------------------

Merhabalaar, yeni bir tur ve yine bir wattpad kitabı ile karşınızdayız. Bu kitap hakkında o kadar çelişkideyim ki. Okurken sürekli kendime bu kitabı beğendim mi ? beğenmedim mi ? sevdim mi ? sevmedim mi ? diye sordum. Ve sanırım sevdim ama beğenmediğim yönleri vardı. Nedenlerini söylemeden önce kısaca konuyu anlatayım.


Kitap iki sevgilinin ayrılması ile başlıyor. Eylül ve Uğurcan sorunsuz bir ilişkiye sahip, birbirini seven iki lise öğrencisi. Ama kitap Uğurcan'ın Eylül'den ayrılması ile başlıyor. Eylül bu olaydan sonra resmen depresyona giriyor, odasından bile çıkmıyor.

İki hafta sonra annesi ve babası yazlığa gitmeye karar veriyor, Eylülse bu fikirden hiç hoşlanmıyor çünkü Uğurcan'ın da orada evi var ve birbirlerini görmeme ihtimalleri yok denecek kadar az. Tabii Eylül'ün korktuğu başına geliyor ve gittiği zaman Uğurcan'ı görüyor. Eylül onu ilk gördüğünde olduğu yerden gidiyor ama ikinci karşılaşmalarında ikisi de dayanamıyor ve tekrar barışıyorlar. Bir kaç gün onların birbirlerine olan aşkını ve tatlı ilişkileri ile geçiyor. 

Tabii bu peri masalı sonsuza kadar sürmüyor ve yazlıktan dönme vakti geliyor. Dönerken hiç hesapta olmayan bir şey oluyor ve Eylül'ün ailesi araba kazası yapıyor. Kaza sonucu anne ve babasını kaybeden Eylül artık tek kalıyor.Kazadan sonra hastaneye gittiğinde beyninde tümör olduğu fark ediliyor ardından hemen ameliyata alınıyor. Geçirdiği bu ameliyatın sonuçları hiç hafif olmuyor çünkü Eylül ameliyat yüzünden hafızasını kaybediyor, geçmişe dair her şey siliniyor. 


Bunu öğrenince Uğurcan yıkılıyor, Eylül'ün onu ve geçmişlerine dair hiç bir şey hatırlamayacak olması onun için çok ama çok üzücü oluyor.Bu sırada o güne kadar gün yüzüne çıkmamış sırlar ortaya çıkıyor ve olaylar iyice karışıyor. Peki neler oluyor ? İşte bunu okuyup öğrenebilirsiniz.

Dediğim gibi kitabı sevdim ama beğenmediğim de yönleri vardı. İlk olarak konusu. Konuyu hiç özgün bulmadım, yazarın kalemi gerçekten iyiydi ama bence çok daha güzel bir konuyla birleştirilse çok daha iyi olurdu.

Kız ile oğlan arasında olanlar, diyaloglar vs. çok klişe buldum. Ve kitaptaki olaylar, tesadüfler hiç gerçekçi değildi bence biraz daha gerçekçi olmalıydı.

Eylül'ün Uğurcan'a olan aşkı çok güzel kaleme alınmıştı. O kısımları gerçekten sevdim. Ayrıca konuyu çok sevmememe rağmen kitap çok sürükleyici ve akıcıydı. Bence boş zamanınızda okuyabileceğiniz güzel bir aşk hikayesi. Kitaba 5 üzerinden puan verecek olsam 3,5 verirdim.

Fenomen Yayınları'na katkılarından dolayı çok teşekkür ederiz. Kitabı 3 yerden hediye ediyoruz. Rafflecopter çekilişimize buradan katılabilirsiniz. Keyifli okumalar :)
a Rafflecopter giveaway

27 Nisan 2015 Pazartesi

KVBT 8. Tur 1. Gün | Eylül - Elif Melissa | Alıntılar + Çekiliş




Eylül kendini büyük bir boşlukta hissetmektedir. Kim olduğunu hatırlayamaması genç kızın canını günden güne daha çok sıkmaya başlar. Gördüğü rüyalar, evine gelen gizemli mektuplar ve sırlarla dolu bir çocuk Eylül'ün hayatındaki tüm dengeleri alt üst edecektir. Artık her şey bir oyunun parçasıdır. Her dakika beyninde dönüp duran, cevaplandırılması gereken sorular ve geri dönüşü olmayan bir yol... Güvenin yok olduğu, acıyla baş başa geçen günler... 

Asla unutamayanların hikâyesi Eylül'ü okurken çözülen her bir olayda daha çok şaşıracaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

Sekizinci turumuzdan herkese merhabalar, yine Wattpad hikayesi ile karşınızdayız. Bugün size kitaptan alıntıları paylaşacağım, rafflecopter çekilişine de yazının sonundan katılabilirsiniz. 

''Aynaya baktığında kim olduğunu bilmeyen, kendini tanımayan bir insan ne kadar mutlu olabilir? Ne kadar emin olabilir ve ne kadar güvenebilir insanlara? Tüm geçmişini geride bırakıp nasıl aşık olur yeni bir insana? ''


''Gece kafamı yastığa koyduğumda hayallere değil karanlığa gömülüyorum çünkü benim hatırlayabileceğim bir anım yok. Hatırlayabilecek hiçbir şeyim yok. Uyumaktan korktuğum gecelerim var benim...''



''Gözlerindeki karanlık beni içine çekip oraya hapsediyordu.Sana her baktığımda acıyı hissediyordum. Sanki benim sonum sendeymiş gibi geliyordu. Fakat bu akşam ilk defa gözlerinin karanlık yönü yok. Bana ışık saçarak bakıyorsun.''



''Tam bir aşk sarhoşu gibi tavana bakarak aptalca sırıtmaya başlayınca fark ettim ki yalnızlık gerçekten kimsenin yaşamak istemeyeceği kadar ağır ve zor bir şeymiş.''

''Öyle bir şeydi ki bana her seferinde yeniden güç veriyor, günden güne daha da azimli olmamı sağlıyordu. Benim küçük dünyamdaki büyük tanrıçamdı. Her şey onun içindi ve küçük dünyamda sadece o vardı.''

Fenomen yayınlarına katkılarından dolayı çok teşekkür ederiz. Kitabı Facebook, Rafflecopter ve Instagram olmak üzere 3 yerden hediye ediyoruz. Rafflecopter'a buradan katılabilirsiniz :) 

                                                        a Rafflecopter giveaway


18 Nisan 2015 Cumartesi

KVBT 7. Tur 4. Gün | Kayıp Yüzlerin Fısıltısı - Iris Johansen | Yorum



Hayatta kalmak istiyorsan, hislerini işine karıştırmaman gerek"

Eve Duncan, küçük kızı Bonnie'nin öldürülmesinin ardından uzun yıllar matemden çıkamamış, ancak yine de hayata tutunmayı başarmış bir adli tıp heykeltraşıdır. Görevi, kimliği belirsiz kurbanların yüzünü yeniden yaparak kim olduklarını bulmaya yardımcı olmaktır. Jim Doane ise suikastçı olarak Özel Kuvvetler'de görevli oğlu Kevin'ın öldürüldüğüne inanan ve intikam hırsıyla yaşayan bir babadır. Jim, oğlunun etrafında dönen gizemi çözüme kavuşturmayı kafasına koymuştur. Amacına ulaşmak için yapması gereken ilk şey ise Eve'i kaçırmaktır.
Kendini bir anda sıra dışı olayların ortasında bulan Eve hayatında daha önce hiç görmediği bu adam için neden bu kadar önemli biri haline gelmiştir? Ve asıl önemli olan, Eve hayatta kalmayı başarabilecek midir?
    
            ******************************************
Herkese merhabaa, artık buraya sürekli tur kitapları yorumu girerken kenardan yorumlanmayı bekleyen kitaplarıma bakmamaya çalışıyorum. O kadar boşladım ki, neyse artık bir şekilde telafi edeceğim. 

 Bu turda gerilim-suç tarzı bir kitap okuduk ve benim çok okumadığım bir tarz olmamasına rağmen kesinlikle bu türe olan fikirlerimi değiştirdi. 1 yıldan fazladır kitaplığımda duran Sherlock Holmes kitaplarına da yakında başlayacağım galiba. Uzatmadan kitabın konusuna geleyim. 

Eve Duncan kocası ile mutlu bir hayat sürüyor ve adli heykeltıraşlık yapıyordur. Kızı Bonnie öldürüldüğünden beri içinde bitmeyen bir acı vardır. Onun hep yanında olan, koruyan ve en çok sevenleri de evlatlık kızı Jane ve kocası Joe' dur. 


İşinden dolayı her türlü manyak onu bulabilir ve kullanabilir. Ona ulaşmak için önce Joe ve Jane'i atlatmaları gerekmektedir bu şu ana kadar hiç olmamıştır ama Doane adlı bir kişinin ustaca planları her şeyi değiştirir.

Doane,Joe ve Jane'i atlatarak Eve'i kaçırır ve herkes Eve'i aramaya başlar. Ama yapılan  plan o kadar zekice planlanmıştır ki ne Eve'i bulmak kolay olacaktır, ne de Doane'den kaçmak.

Kitabı gerçekten beğendim okumaya başladığınız sizi içine çeken bir kitap. İlk sayfalardan itibaren hemen hemen herkesi tanıyabiliyorsunuz ve kitaba çok kısa bir süre de alışıyorsunuz.

Karakterleri çok sevdim, hepsi birbirinden güçlü karakterlere sahipti. Özellikle Eve kitapta ki en sevdiğim karakterdi. Düşünce tarzıyla, güçlülüğüyle kendine hayran bıraktı. Ayrıca kocası Joe ile arasında olan bağ da çok güzeldi. 

Konusu ilginçti, alışık olduğumuz konuların dışında ve orjinaldi. Bence okunması gereken eğlenceli bir kitaptı. Kitapa 5 üzerinde puan verecek olsam 4 verirdim herhalde. 

Katkılarından dolayı Martı Yayınları'na çok teşekkür ederiz. Çekilişimize buradan katılabilirsiniz.

                                                    a Rafflecopter giveaway

2 Nisan 2015 Perşembe

KVBT 6. Tur 2. Gün | İstanbul - Tuğba Sayın | Yorum + Müzik Listesi



İstanbul... Aşkın, ayrılığın, acının ve kavuşmanın hikâyesinin yaşandığı şehir... Liseli bir genç kız olan Mina'nın Bursa'dan İstanbul'a yaptığı bir yolculukla başlıyor her şey. Kaderin cilveleri ve türlü tesadüflerle örülü, yüreğinizi ısıtacak bir gençlik hikâyesi. Tutkulu, dinamik ve heyecanlı... Gençliğin coşkusu ve kırılganlığı bu kitapta saklı. Mina'yı zorlu bir duygusal sınav beklemektedir. Bir tarafta arkadaş gibi sevilen bir erkek, diğer tarafta duygularına karşılık verip vermeyeceği belli olmayan diğer bir erkek. Hangi erkek aşk duygularıyla Mina'nın yüreğini sarsacaktır?
(Tanıtım Bülteninden)
                   -------------------------------

Bu aralar tur üstüne tur alıyoruz ve şimdi de altıncı turumuzdayız. Gerçekten çok mutluyum çünkü beş altı ay önce bu tur işi bana imkansız gibi geliyordu ama şimdi gayet      normal bir şey oldu. Neyse fazla konuşmadan                           kitaba geçeyim. 

Mina'nın ablasını ziyaret etmek için İstanbul'a gitmesiyle onun öyküsü başlıyor. Okullardan ve insanlardan çok etkilenen kızımız şansını denemek için oradaki bir kolejin bursluluk sınavına giriyor ve istediği bölümü yani moda bölümünü kazanıyor. Ailesini bir şekilde ikna ettikten sonra ablasının yanına yerleşiyor ve yeni hayatına başlıyor. 

İyi arkadaşlıklar kuruyor ve karşı komşunun çocuğuna yani Kamer'e karşı koyamadığı hisler hissetmeye başlıyor. Kamer... Okulun popüler çocuğu, müzik bölümünde okuyor, basketçi ve her kız -tabii ki- ona hasta. İlk başlarda Mina'ya karşı aldığı çirkin tavırlara karşı ne kadar kafasını koparmak istesem de göründüğü gibi bir çocuk olmadığını biliyordum. 

Hislerini çözemeyen kızımızı Kamer'de ezip savuşturunca Mina yan okulun popüler çocuğu Berke ile beraber olmaya başlıyor. Berke ile Kamer'in kavgalı olması işleri kolaylaştırmıyor ve bu sırada ikisi sürekli bir tartışma içinde oluyor. Berke Mina'nın Kamer'den uzak durmasını istiyor ama istenmeyen ot burnunun dibine düşermiş, Kamer ile Mina sürekli bir araya gelmek zorunda kalıyorlar. 

Bu sürede Kamer'in Mina'ya olan tavrı değişiyor ve Kamer Mina'nın onu gerçekten tanımasına izin veriyor. Mina'nın aklı karışıyor ve duygularını bastıramıyor. Bu noktadan itibaren seçim yapmak zorunda kalıyor. Mina kimi mi seçiyor ? 
İşte bunu kitabı okuduktan sonra öğrenebilirsiniz. 

Kitap güzeldi başlarda yazarın dilini çok sade bulmuştum ama sonradan alıştım, olaylar sanki sinema izliyormuşum gibi gelişti. Bu kadar akıcı olmasını da beklemiyordum, 480 sayfalık kitap o kadar hızlı bitti ki ben bile şaşırdım.

Kitapta beni delirten şeyler vardı. Mina'nın güçlü bir kız olduğunu düşünmüyorum, en küçük bir olayın onu yıkmasına izin veriyor ve kendi kararlarına verebilecek yaşta olmasına rağmen ailesinin onun için verdiği kararlara karşı sesini çıkarmıyor. İşte beni de en çok bu sinirlendirdi. Omuzlarından tutup ''kendine gel'' diye sarsasım gelen karakterlerdendi.

Kitaptaki şarkılar dinlediğim ve gerçekten çok sevdiğim şarkılardı. Yazarın böyle güzel şarkılar koymasına çok sevindim. Aşağıda bir kaç tanesini bulabilirsiniz şarkıların.

Fenomen yayınlarına desteklerinden dolayı çok teşekkür ederiz. Biri Facebook diğeri Rafflecopter olmak üzere iki tane kitap hediye ediyoruz. Rafflecopter çekilişine yazının sonundan katılabiilirsiniz. Bu da facebook linkimiz :
https://www.facebook.com/pages/Kitap-Vampirleri-ile-Blog-Turlar%C4%B1/245431595466875?fref=nf

MÜZİK LİSTESİ


Ho Hey - The Lumineers




Fix You - Coldplay


Cough Syrup - Young The Giant


Blackbirds - Linkin Park


Kids In The Dark - All Time Low


    

                                                     a Rafflecopter giveaway

22 Mart 2015 Pazar

KVBT 5. Tur 2. Gün | Hançer - Ezgi Bağcı | Yorum + Cast Tanıtımı



Ölümdü… Bir gölge misali onu takip eden, aldığı her nefeste soğukluğuyla ciğerlerini dolduran ölüm. 'Maskesiz,' diye düşündü. Hançer maskesiz yaşayan bir ölümdü. Ve kadın... Ona doğru çekildiğini hissetti. Ufkun aslında bir uçurum olduğunu bilen minik bir serçeydi. Sonunun geldiğini hissetse de engel olamıyordu uçuşuna. İki sarmaşıktı ruhları, sarp kayalıklara tırmanmış, birbirine tutunan ve sonsuzluğa uzanırcasına sarılan… Dolandılar, birbirlerineydi bu aidiyet. Toprak yeşilde yalnızlığından kaçak, yeşil toprakta susuzluğuna damla. Ama kader ki, sarmaşıklara bir ruhu paylaşmak yazılmışsa, dolanmışlarken delicesine, kuruturlardı birbirlerini… Aşk bir yanda bembeyaz bir melek, bir yanda kalbe saplanmaya hazır bir Hançer'di. Tamamen siyahlara bürünmüş ve gecenin içerisinde kaybolmuştu. Kar maskesinin altından etrafını inceleyen koyu yeşilden griye dönen gözleri dikkatliydi. Bedeni her an harekete geçmeye hazır bir halde gerilmişti. Tetiğin ucunda tuttuğu parmağını saniyeler sonra kıpırdatacak ve hedefini indirecekti. Şu anda gözlediği hedefini… (Tanıtım Bülteninden)

                  ----------------------------   
Ocak ayından beri hiç bir yorum giremedim bloga gerçekten çok boşladım burayı ama bundan sonra böyle olmayacak. Tembelliğimi kenara bırakıyorum ve asıl konuya geçiyorum. Çok güzel bir kitabın turunu yapıyoruz ve çok heyecanlıyız. Desteklerinden dolayı Postiga'ya ve yazarımız Ezgi Bağcı'ya teşekkür ediyoruz.

Kitap gerçekten çok güzeldi, karakterlere ve yazarın diline hayran oldum. Ayrıca alışık olduğumuzun dışına çıkıp karakterleri anlatırken gözlerini ön plana çıkarması da çok hoşuma gitti.


Melek geçirdiği bir kaza sonucu hafızasını kaybediyor, geçmişe dair her şey siliniyor öyle ki okumayı yazmayı bile baştan öğreniyor. Ailesini bile hatırlamıyor ve hastanede tanıştığı insanlar onun yeni ailesi ve en yakın arkadaşları oluyor.Hayat onu böylesine zorlarken Melek'in en büyük destekçileri de yeni ailesi oluyor. 

Marco hikayedeki gizemli, karanlık adamımız. Kitapta ismi Hançer diye de geçiyor (lakabı diyebiliriz). Aynı zamanda Melek'in en iyi arkadaşının da deyişiyle ''buzdan bir heykel''. Gülümsediğini görünce bile şaşırıyorsunuz, bu gizemi Melek'i çektiği gibi sizi de kendisine çekiyor ve tabii ki orman yeşili gözleri de.

Esra'da Melek'in en yakın arkadaşı, harika bir karakter. Melek'le hastanede tanışıyorlar ve Esra ona her konuda destek oluyor. Herkesin öyle bir arkadaşa sahip olması lazım, deli dolu neşeli bir kız, onu gerçekten çok sevdim. 

En sevdiğim karakteri sona sakladım. Alaycılığıyla, çapkınlığıyla, yakışıklılığıyla ve tabii ki gözleriyle Alvino beni kendine hayran bıraktı. En az Marco kadar sevdim Alvino'yu da (hatta Marco'dan bir tık daha fazla olabilir). Özellikle Esra ve Alvino arasında geçen diyaloglar, birbirlerine sataşmaları, çok tatlıydı.

Kitabın ilk 100 sayfasında ben ısınamadım pek, yazarın dilini anlamak için çabaladım. Sürekli başkalarının dilinden anlatılıyor ama bunu belirten bir şey de yoktu o yüzden karışık geldi neyse ki sonradan alıştım. Sanırım karakterleri tanıma, kitabı keşfetme kısmını sevmiyorum ben. Ama okudukça elimden bırakamadım.

Bence okunması gereken eğlenceli, güzel bir kitaptı. Kitabı Instagram, Facebook ve Rafflecopter olmak üzere üç yerden hediye ediyoruz. Instagram hesabımız @kitapvampirleri , Facebook hesabımız için tıklayınız, Rafflecopter çekilişi de yazının sonunda.Postiga'ya ve yazarımız Ezgi Bağcı'ya katkılarından dolayı tekrardan teşekkür ederiz. 



CAST TANITIMI


Marco için Jack Hughman 


Esra için Lindsay Lohan


Melek için Anne Hathaway


Alvino için Ian Somerhalder


Bay MacKenzie için Anthony Hopkins


Alvino'nun kardeşi Aloise için Bryn Drohan 

              
                                                


                                                       
                                                            a Rafflecopter giveaway

22 Ocak 2015 Perşembe

Mim #5: Sosyal Medya Tag



Zaman buldukça yapamadığım mimlere geri dönüp cevaplıyorum. Kitap Keyfim beni mimleyeli baya oldu ondan gecikme için özür diliyorum ve sorulara geçiyorum.

Facebook Sorusu: Herkesin sana okuman için baskı yaptığı bir kitap ?
Melez Sözleşmeleriii. Uzun zamandır bu seriyi okumam için baskı yapıyorlar, bir türlü zaman bulamadım alıp okumak için. Ama bu sene için okuma listemde,çok merak ediyorum bende.

Tumblr Sorusu: Sen okuduktan sonra popüler olan bir kitap ?
Aslında öyle olan bir çok kitabım var. Ama Aynı Yıldızın Altında ben okuduktan 2-3 ay sonra öyle bir yayıldı ki. Hayatında kitap okumayan insanların elinde bile görür olduk. 

MySpace Sorusu: Beğenip beğenmediğini hatırlamadığın bir kitap ?
Uzun süre önce okuduğum serilerin bazı kitaplarını hatırlamıyorum. Mesela Gece Evi Serisi, seriyi beğendim hatta okulda zorla okutturulan kitaplardan sonra benim kitaplara karşı tüm ön yargılarımı yıkan bir seriydi ama teker teker kitaplarını sorsanız hatırlamam. 

Instagram Sorusu: Çok güzel olduğu için Instagram'a koymak istediğin bir kitap ?
Güzel de olsa kötü de olsa okuduğum kitapların resimlerini Instagram'a koyuyorum. Hazır sorulmuşken reklamda yapayım, Instagram hesabım da sayfanın yan kısmında oradan takip edebilirsiniz :D

Youtube Sorusu: Filme çevrilmesini istediğin bir kitap ?
Kitapların filmlere çevrilmesini çok sevmiyorum çünkü filmler kitaplara göre çok daha yüzeysel anlatılıyor ama kitaplarda çok daha derinlere iniliyor, karakterleri tanıyorsunuz, düşüncelerini öğreniyorsunuz, tamamen kendinizin hayal ettiği bir dünya oluyor. Aslında Hush Hush serisinin film olmasını çok isterim ama kötü olursa o güzelim seriye yazık olur.

Goodreads Sorusu: Herkese önerdiğin kitap ?
Marie Lu - Efsane. Çook güzeldi gerçekten okursanız pişman olmazsınız.


Bu mim için etiketlediklerim;

21 Ocak 2015 Çarşamba

Kitap Yorumu: Aşk Yakar - Rebecca Donovan (Nefes Serisi #3)

Aşk Yakar


 'Seni sevmek ateşlere atlamaktı bile bile. Seninle ya da sensiz...'

Ne anılar bırakabilir peşini ne de kalbinin derinliklerine gömdüğün o adam… Çünkü aşk yakar, kül eder; onu taşıdığın müddetçe küllerinden yeniden doğar. Dünyada oldukça büyük yankı uyandıran Nefes serisinin bu son kitabını elinizden bırakamayacak ve son sayfasına kadar soluksuz okuyacaksınız. 

'Oldukça duygusal ve yürekleri ısıtan bir son. İnsanı daha ilk sayfadan içine çekip sürükleyen bir kurgu. Tek kelimeyle enfes.' 
-Colleen Hoover, Hopeless - New York Times Bestseller Yazarı)-

'...Uzun zamandır böylesine bir aşk hikâyesi okumadığınıza eminim.' 
-Guardian-
(Tanıtım Bülteninden)


                                                 

--------------------------------



Kitap hakkında söylenecek, konuşulacak o kadar çok şey var ki. Nereden başlasam bilemiyorum. Nefes serisinin son kitabıydı Aşk Yakar. Diğer kitaplarına göre bu kitap çok daha farklıydı. Yazar bazı yerlerde beni deli etse de okunmaya değer bir seriydi.

-biraz spoiler içerir 

Emma Weslyn'i geride bırakarak üniversiteye gideli 2 yıl olmuştur. Hayalindeki üniversitede tıp okuyor ve ev arkadaşları ile yaşıyordur. Peki mutlu mu ? Değil. Emma geçmişte yaşadığı olayları unutmamış, hala acı çekiyordur.Ev arkadaşları onu dışarı çıkması, partilere gitmesi için ne kadar zorlasalar da Emma dışarı çıkmak istemiyor zamanını ders çalışarak veya kendi halinde geçiriyordur.


 photo 2b0e2636-f44c-4626-a9a4-f1f330e9159e_zps2aaf153e.jpg

Emma'nın bu davranışları Cole ile tanışana kadar devam eder. Cole iyi bir çocuktur, Emma onunla zaman geçirdikçe ondan etkilenmeye başlar. Cole ona ilaç gibi gelmektedir, yaralarını kapatmasa da kısa bir süre için geçmişi unutmasına yardımcı olmaktadır.

 Yavaş yavaş kendine gelmeyen başlayan Emma'nın mutluluğu kalıcı olmaz çünkü kısa bir süre sonra annesinin ölüm haberi gelir. Emma annesini çok sevmese de ölümü onu derinden yaralar. Cenaze için Weslyn'e geri dönmesi ile de herşey arap saçına döner. Zaten yıkılmış olan Emma'nın orada Evan ile karşılaşması onu iyice yıkar. Çözümü alkol de bulan Emma işleri zorlaştırsa da Sara ve Evan ona orada çok destek olur.

 Emma'nın bu halini gören Evan onu yalnız başına geri gönderir mi ? Tabii ki hayır. Emma cenazeden sonra Santa Barbara'ya dönerken onunla beraber döner. Emma bunu iyi karşılamasa da yapabileceği bir şey yoktur.

 Evan ve Cole'ün önceden arkadaş olmaları da Emma ve Evan'ın sürekli yan yana gelmesine neden olur. Emma Evan ile zaman geçirdikçe Cole'e olan duygularından emin olamamaya başlar ve Evan'ı ne kadar özlediğini anlar. Bu süre de Emma'nın başına gelen olaylarda ona destek olan ve onu nasıl bu durumdan kurtarabileceğini bilen Evan çoktan Emma'yı seçmiştir, peki Emma iyileşip Evan'ı seçecek mi ?

-spoiler bitti

Emma'nın yazı geçirdiği yer, Santa Barbara

Bu kitaptaki Emma serinin diğer kitaplarındaki Emma' dan tamamen farklıydı. Bu Emma çok daha dışa dönük, partilere giden hatta alkolden nefret etmesine rağmen içen bir kızdı. Bunlara rağmen o depresyondaki Emma bu kitapta da aynı. 3 kitapta da hep bir karamsarlık, depresiflik.. İnsan istemese de onun bu halinden etkileniyor.

Emma herşey için kendini suçlamaktan üç kitaptır vazgeçmedi. Hayatına devam edip iyileşebilmesi için artık bir kendini affetmeli ve aşkı hak ettiğini düşünmeli. Bazı yerlerde onu omuzlarından tutup suratına ''Kendine gel sen Emma'sın !?!'' diyesim geldi. Geçmişte ne olaylar yaşamıştı ama asla böyle yıkılmamıştı.

Tabii birde  Evan var... Onu bırakıp gitmekle hayatının hatasını yapmıştı ama Evan onu tabii ki de bırakmadı. Her kıza Evan gibi bir erkek lazım. O gerçekten MUHTEŞEM. 

Kitap benim için biraz hayal kırıklığıydı. Bence yazar ikinci kitaba güzel bir son yapıp seriyi bitirmeliydi. O kitaptan sonra bu kitaba çok büyük umutlarla başlamamıştım zaten ama yine de sonu çok daha iyi olabilirdi. Seri kötü değildi, yazar bizi arada sırada kızdırsa da okunmaya değer olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar.




''Bizi birbirimize bağlayan hassas bir enerji bağı vardı. Hem de onu ilk gördüğüm andan beri. Dürüstlük adına attığım her adım, ona kendimi açmama yardımcı oluyordu. En karanlık, en kırılgan yanlarımı görmesine izin verebilmiştim sonunda. Her bir dokunuş, her bir bakış ve her bir gülüş bizi daha da yakınlaştırıyordu birbirimize.''



10 Ocak 2015 Cumartesi

Kitap Alışverişim #3





 Kitap alışverişinden daha çok ne mutlu edebilir beni bilmiyorum. Fuardan aldığım kitapların hepsini okumama rağmen yine dayanamadım ve aldım. 
  
   İlk defa internetten kitap alışverişi yaptım ve çok memnun kaldım. Idefix kitapları teslim zamanından önce getirdi, çok güzel paketlenmişti, kitaplarda çizik bile yoktu. Bundan sonra kitap alışverişlerimi oradan yapmayı düşünüyorum. Ayrıca kitap fiyatları da normale göre çok ucuz. 

Aldığım kitapların hepsi merak ettiğim kitaplardı umarım memnun kalırım.







Sadece Travis'i değil bütün Maddox ailesini çok seviyorum. Tatlı Sır'da Trenton'un hikayesini anlatıyor. Beğeneceğime eminim. Aynı Yıldızın Altında'yı tabiki okudum ama o yetmedi bir de ingilizcesini okuyayım dedim.



Tut Elimi serisinin son kitabı olan Aşk Yakar'ı tamamen meraktan aldım. Benimle Kal'ı çok beğenmemiştim ama yazar kitabı ''diğer kitabı almazsanız meraktan ölürsünüz'' şeklinde bitirdiği için dayanamadım aldım. Becca Fitzpatrick Hush Hush serisinden sonra benim favori yazarlarımdan olmuştu. Yeni kitabının çıkmasını ne zamandır bekliyordum, konu çok ilgimi çekmedi ama ben yine de aldım.



Aşkın Müziğini ilk defa matematik öğretmenim de gördüm, şaka yapmıyorum :D Kapağı bana biraz Ayaklı Bela'yı anımsattı ama konusu farklı umarım beğenirim. The 100'ü de arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldım, beğenirsem dizisine başlamayı düşünüyorum.



 Yabancı Yayınları bu aralar çok güzel kitaplar yayınlıyor. Konusu çok değişik ve çoğu kişi de beğenmiş umarım bende beğenirim.


Kitaplığımda okumak istediğim o kadar çok kitap var ki. Sınavlarım da yaklaşırken neyi ne zaman okuyayım diye kara kara düşünüyorum. Sınavlarım bitince herşeyi bırakıp kendimi kitaplara vereceğim. Yeni kitaplar alınca küçük çocuklar gibi seviniyorum ya hala içimde bir mutluluk var :D Keyifli okumalar :)))







  

9 Ocak 2015 Cuma

KVBT 3.Tur 2. Gün | Uyurgezer Anılar - Kathleen Alcott | Goodreads Yorumları + Çekiliş


 Gözlerimin arkasındaki boşlukta anılarım rengârenk…

Ida çocukluğundan beri her anını ikisi de uyurgezer olan Jackson ve James kardeşlerle birlikte geçirmiştir. Nerede bir "I" varsa, orada muhakkak bir de "J" vardır. Dış dünya onları komşu ve arkadaş olarak görse de onlar kendilerince, kan bağları olmayan kardeşlerdir.

Onlarınki konuşmadan anlaşmaya dayalı, kuralları ve sınırları olmayan bir ilişkidir. Ama üçü olgunlaştıkça ve duyguları karmaşıklaştıkça Ida ve Jackson, kardeşten çok daha öte olduklarını fark ederler. Jackson'ın uyurgezerliği etrafındakilere zarar vermeye başlayınca ve James ruhsal sorunları sebebiyle hastaneye yatırılınca, ailesini yıkma tehlikesi oluşturan, hükmedemediği olaylar karşısında Ida ne yapacağını bilemez hale gelir.

Aile tanımıyla mücadele eden, toplumsal algıları sorgulayan ve insanları birbirine bağlayan karmaşık bağları keşfe çıkan olağanüstü bir ilk roman.


Sayfa Sayısı: 240


Baskı Yılı: 2014


Yayınevi: Martı Yayınları


Orijinal Adı: The Dangers of Proximal Alphabets

Goodreads Puanı: 3.30 / 5

__________________________________


Üçüncü blog turumuzdan merhabalarr.  Uyurgezer Anılar çok ilginç konusu olan bir kitaptı ve bunun turunu yaptığımız için çok mutluyum. Bize destek olan Martı Yayınlarına teşekkür ederiz. Ayrıca kitap bugün ülkemizde satışa çıktı. Bende size kitabı diğer ülkelerde okuyan insanların yorumlarını elimden geldiği kadar türkçeye çevirdim. 

-Güzel değildi.Karakterleri anlamaya çalıştım ama lirik ve şiirsel bir yazıyla yazılmıştı.Bazı yerlerde nefesimi tuttum bazı yerlerde de kızdım ve daha fazlasını istedim.Kitabı sadece yazarın şiirselliği için okudum. -Anonim


-Bu kitapta sevdiğim bir çok yer vardı ama sevmediğim yerler de vardı.  Yazarın anlatımını zoraki ve garip buldum. İlk sayfalar çok açık değildi.  Hikayeyi hayatı ve aşkı anlatan bir masal gibi buldum. Kitap gençlere , 20 yaşının altındakilere hitap ediyor gibi görünebilir ama değil. Benim yaş grubum içindi ve iyiydi.Kitabın sonunu tatmin edici buldum, her duyguyu hissettim.- Anonim

-Kitabın iyi yazıldığını ve ilginç olduğunu düşünüyorum. Peki kitaptaki karakterleri ve onların seçimlerini sevdim mi ? Hayır. Onlar gerçek, anlamlı ve kusurluydu ama hatalarına rağmen yapabildiklerinin en iyisini yaptılar. Sanki biraz hızlı bitti ama ne olursa olsun iyi bir kitaptı.-Anonim

-İlk bölümden itibaren kitaba bayıldım. Kitaptan çok sanki kısa bir hikaye gibiydi. Kısa ama tatlıydı ve yazarın kalemi çok iyiydi. Karakterlerle aramda empati kurdum ve sanki onların hikayesinin bir parçası oldum. Bu yazarın daha çok kitabını okumak istiyorum.-Anonim

-Kitabı sevmeye çalıştım. Ama sanki karakterlerin önünde bir gölge vardı bu yüzden onları anlayamadım. Başkalarının kitabı sevmesine sevindim çünkü ben yarısında bıraktım.-Anonim

                           

                                            

                                                     

                                                            a Rafflecopter giveaway

13 Aralık 2014 Cumartesi

Kitap Yorumu: Deha - Marie Lu (Efsane #2)

deha-marie-lu


June ile Day'in yaralı bir halde Cumhuriyet'ten firar etmelerinin üzerinden yedi gün geçmiştir. Bu sırada en akla gelmeyecek şey gerçekleşir: 
Seçmen Primo ölür ve yerini oğlu Anden alır. Cumhuriyet kaçınılmaz bir şekilde kaosa sürüklenirken ikili, Day'in erkek kardeşini kurtarmak ve onları Koloniler'e götürmek için yardım etmeye gönüllü bir grup Vatansever isyancıyla güçlerini birleştirir. Ancak Vatanseverlerin bir talebi vardır: June ve Day yeni Seçmen'e suikast düzenlemelidir.
Bu eylem, uluslarına değişimi getirmek ve çok uzun süredir susturulan bir halka sesini geri kazandırmak için ellerindeki tek şanstır. Ancak June bu yeni Seçmen'in, babasına hiç benzemediğini fark ederek kararsızlığa düşer. Ya Anden yeni bir başlangıcın anahtarıysa ve Vatanseverler yanılıyorsa? Ya devrim yolu kayıp vermekten, intikam almaktan ve kan dökmekten geçmiyorsa?

"Bir başyapıt." 
-The Los Angeles Times-

"Bu kitabı bir oturuşta bitireceksiniz, o yüzden takviminizde yer açın. Çok etkileneceksiniz…" 
-The New York Journal- 

"Ustaca tasarlanmış bir dünya, siyasi oyunlar ve inandırıcı karakterler… Yazar kaleme aldığı entrika ve okura hissettirdiği edebî hazla Efsane'nin devamının ilki kadar başarılı olduğunu kanıtlıyor." 
-The Los Angeles Times-

                                        -----------------------------------------------


   Okul, dersler ve birazda üşengeçliğim derken blogla pek ilgilenemedim. Kitabı bitireli bir hafta oldu, ancak bugün yazabiliyorum. Yazı özlememin nedenlerinden biri de bu. Yazın ne güzel bütün gün kitap okuyordum, okumadığım zamanlarda da blogla ilgileniyordum. Artık yaz gelmeli.

   Deha HARİKAYDI. Her sayfasını merakla çevirerek okudum. Aksiyon, macera ve aşkı her  sayfasında tadıyorsunuz.. İlk başlarında birinci kitap daha güzeldi diye düşündüm ama yarısından sonra fikrim değişti, en az Efsane kadar iyiydi. Umarım üçüncü kitap en yakın zamanda çevrilir.Böyle bir sonla kitap mı bitirilir yahu ? Galiba Marie bizi meraktan öldürmek istiyor. Kitabı bitirdiğimde hissettiklerimi size anlatamam.



                         
                         ------Spoiler içerir-------
 Efsane'nin sonunda June vatanseverle işbirliği yapıp Day'i idamdan kurtarmıştı ve herşeyi geride bırakıp Day ile birlikte Vegas'a kaçmıştı. Kitapta bu olayın bir kaç gün ilerisinden başlıyor. Day yaralıdır ve kardeşi Eden'ı bulması gerekmektedir. Bunu başarmasının tek yol da Vatanseverlerden destek almaktır.

June Iparis.

June ve Day bu şekilde devam ederlerken çok şaşırtıcı bir şey olur ve Seçmen Primo ölür. Yerine ise oğlu Anden geçer. Bu sırada Vatanseverler June ve Day'e yardım etmeyi kabul eder. Tabii yapılan bu iyiliğin elbette bir karşılığı olacaktır. Vatanseverler lideri Razor, yeni seçmen Anden'e düzenlenecek olan suikastta June ve Day'in yardımını istiyordur. Day bunu hemen kabul eder çünkü kardeşini kurtarmak için herşeyi yapmaya hazırdır. June için ise işler biraz karışıktır. Teklifi kabul etse bile aklında hala bazı tereddütler vardır. Doğduğundan beri Cumhuriyet'in ilkelerinden giden ve bunun için yetiştirilen birisinin bir kaç gün içinde taraf değiştirmesi kolay değildir.

Who will be Champion? | via Tumblr

Day iyileştikten sonra Vatanseverler hemen harekete geçerler ve suikast için Day ve June'un görevleri belli olur. June'un Seçmen'i kandırması ve öldürüleceği yere getirmesi gerekmektedir. Bu onun için kolay olacaktır çünkü Seçmen Anden'ın June'a karşı hisleri vardır. June Seçmen'i yakından tanıdıkça Vatanseverlerin onun hakkında söylediklerinin yanlış olduğunu anlıyor. Çünkü Seçmen Anden babasına hiç benzemiyor ve Cumhuriyet için iyi şeyler yapmayı planlıyordur.

Day Tess ile geçirdiği zamanlarda Tess'in ona karşı davranışlarında bir değişiklik olduğunu sezer. Bunun nedeni ise Tess'in Day'e karşı beslediği duygulardır. Fakat Day buna olumlu bakmaz çünkü Tess'i kardeşi olarak görmektedir ve kendisinin June'a olan duyguları apaçık ortadadır. 

June ise artık Seçmen Anden'ın öldürülmesini kesinlikle istemiyordur çünkü onun Cumhuriyet için planlarının iyi olduğundan emindir ve bunu Day' e söylemenin bir yolunu bulup suikastı durdurmalıdır.  June bunu Day'e söyleyebilecek mi yoksa Seçmen Anden'in ölümüne göz yummak zorunda mı kalacak?

                                                   ---------Spoiler bitti---------



  


Kitap yazarın ilk kitabıymış. İlk kitaplar nasıl bu kadar muhteşem olabiliyor ? 
Hush Hush serisi de yazarın ilk kitabıydı ve oda muhteşemdi (Hush Hush serisine hiç girmeyeyim kendimi durduramıyorum aklıma gelince). 14 yaşında başlamış seriyi yazmaya ve kesinlikle değmiş.

June Efsane'de olduğu gibi beni kendine hayran bıraktı. Zekasıyla,aldığı kararlarla, düşünce yapısıyla kesinlikle favori kız karakterim. Ayrıca on beş yaşında olmalarına rağmen olgunlukları ve yaptıkları şeyler beni kendilerine hayran bıraktı.

June'u ne kadar sevdiysem Day'e de o kadar kızdım. Özellikle June'a karşı olan bazı davranışları. Spoiler vermek istemiyorum o yüzden anlatmıyorum neye kızdığımı.


  Yazarımız aynı zamanda aşk dörtgeni yapmayı unutmamış ve insanı gıcık eden bir aşk dörtgeni oluşturmuş. Aşk üçgenlerini, dörtgenlerini hiç sevmedim. sevemedim. 

  Eğer kitabı okumadıysanız, kesinlikle okuyun. Benim favori serilerimden biri oldu. Sizin de beğeneceğinize eminim. 
  

1 Aralık 2014 Pazartesi

Kitap Yorumu: Efsane - Marie Lu (Efsane #1)



Gerçek, Efsane'ye dönüşecek

Bir zamanlar Amerika Birleşik Devletleri'nin batı kıyısı olarak bilinen yerde şimdi Cumhuriyet adında, komşularıyla sürekli savaşan bir ülke vardır. Cumhuriyet'in seçkin sınıfından gelen on beş yaşındaki üstün yetenekli June, askerî bir dehaya sahiptir. İtaatkâr, hırslı ve kendini ülkesine adamış bu genç kız onun uğruna her şeyi yapmaya hazırdır. Fakir bir aileden gelen on beş yaşındaki Day ise ülkenin en çok aranan suçlusu ve bir devlet düşmanıdır. Kendisi gibi asker olan ağabeyi Metias öldürülünce June, Day'in peşine düşer. İnandıkları şeyler uğruna savaşan bu iki gencin kesi?en yolları, onları Cumhuriyet'in karanlık sırlarına götürecektir.

"Efsane, söylendiği kadar iyi olmakla kalmıyor, bunu kesinlikle hak ediyor." 
-The New York Times-

"Bir 'efsane' doğuyor." 
-USA Today-

"Bilimkurgu ve aksiyonun heyecanlı bir karışımı... Bu kitap Açlık Oyunları hayranlarına okumaya değer bir şey verecek." 
                                                                           -Voya-


                                                              _____________________________________

 Bir zamanlar Amerika Birleşik Devletleri' nin bulunduğu bölgede şimdi bir Cumhuriyet vardır. Yaşam koşulları son derece kötüdür. Seçkin insanlar rahat bir şekilde yaşarken fakir aileler hastalıklarla boğuşuyor, yiyecek yemek bile zor buluyorlardır. Birde devletin her 10 yaşındaki çocuğa yaptığı Deneme adlı bir sınav var tabii. Sınav bedensel ve zihinsel olarak yapılıyor ve belli bir puanı geçen çocuklar devlet için çalışıp iyi yerlere gidiyordur, düşük puan alan çocuklar ise çalışma kamplarına gönderiliyor, öldürülüyor ya da sokaklarda yaşıyorlardır. 

 June seçkin bir aileden gelmiş, annesini ve babasını acı bir kazada kaybetmiş, asker abisi Metias ile yaşıyordur. Ve henüz 15 yaşında olmasına rağmen üniversiteye gidiyordur. Neden mi ? Çünkü Deneme'den 1500 yani tam puan almış, bir ilki başarmış ve sınıf atlamıştır. Aynı zamanda da bir o kadar hırslıdır ve kendisini ülkesine adamıştır.

 Day ise fakir bir aileden gelmiş, denemeden düşük bir puan almıştır. Bu nedenle ailesinden koparılmıştır, herkes öldüğünü zannetse de aslında hala hayattadır ve ülke de aranan bir suçlu aynı zamanda da devlet düşmanıdır. Başına ödül bile koyulmuştur ama Day gözünü ailesinin üzerinden ayırmıyor ihtiyacı olan şeyleri Cumhuriyet' ten çalıp onlara veriyordur.

Day yine ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için gizlice girdiği yerde kendini çok belli eder ve kaçarken June'un abisi Metias'ı öldürür. Bu olaydan sonra Komutan Jameson, June' u abisinin yerine geçirir ve ondan Day' i bulmasını ister. 



Daha fazla anlatmamak için kendimi durdurdum resmen. Kitap adının hakkını veriyor. Gerçekten harikaydı, uzun zamandır bu kadar güzel bir kitap okumamıştım. Yemek yerken bile elimden bırakamadım ve 1,5 günde bitirip ikinci kitabı almak için resmen D&R'a koşturdum. 
  
 Karakterlere BA-YIL-DIM! Normalde kız karakterleri bu kadar çok sevmem ama June.. Favori kız karakterim oldu. Zekasıyla, güçlülüğüyle, asaletiyle resmen beni kendine hayran bıraktı. Day' de aynı şekilde, onu sevmemin 5000 nedenini yazabilirim. 

Her sayfasında gizem, aksiyon, aşk.. Çok güzeldi.. Sevmediğim bir yanını bulmaya çalışıyorum ama yok! Distopya türü sevenlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap. Ayrıca kitap kapağını da çok beğendim, ciltli kapaklar çok hoşuma gidiyor. 






''Seni bulacağım, Los Angeles'ın sokaklarını didik didik edeceğim. Gerekirse Cumhuriyet'teki her bir sokağı arayacağım. Seni oyuna getireceğim, kandıracağım, bulabilmek için yalanlar söyleyeceğim, insanları aldatacak, hırsızlık yapacağım, saklandığın yerden çıkmaya zorlayacak ve kaçacak hiç bir yerin kalmayana kadar takip edeceğim. Sana yemin ediyorum: Hayatın artık bana ait!'' -June Iparis

''Cumhuriyet broşu takılıydı.Saçım topuz yapılmıştı, bir omzumda lüleler salınıyordu, kulağımın arkasında da beyaz bir gül sabitlenmişti. Boynumdaki gerdanlıkta inciler diziliydi. Göz kapaklarıma simli, beyaz göz kalemi çekilmişti,kirpiklerim kar tozuyla kaplı, gözlerimin altındaki şişlik parlak beyaz pudrayla kapatılmıştı. Üzerimdeki her renk benden koparılmıştı, tıpkı Metias'ın hayatımdan koparıldığı gibi.''  -June Iparis


''Her gün yeni bir yirmi dört saat demek. Her yeni gün her şeyin tekrar mümkün olması demek. Anın içinde yaşıyorsun, anın içinde ölüyorsun, geçmişi ya da geleceği düşünmeden, ışıkta yürümeye çalışıyorsun.'' -Daniel Altan Wang (Day)



Kitapları şarkılarla pek eşleştirmem ama bu şarkı bana kitabı çok hatırlattı. Keyifli okumalar :)