Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2015 Salı

KVBT 8.Tur. 2.Gün | Eylül - Elif Melissa | Yorum

eylul-elif-melissa



Eylül kendini büyük bir boşlukta hissetmektedir. Kim olduğunu hatırlayamaması genç kızın canını günden güne daha çok sıkmaya başlar. Gördüğü rüyalar, evine gelen gizemli mektuplar ve sırlarla dolu bir çocuk Eylül'ün hayatındaki tüm dengeleri alt üst edecektir. Artık her şey bir oyunun parçasıdır. Her dakika beyninde dönüp duran, cevaplandırılması gereken sorular ve geri dönüşü olmayan bir yol... Güvenin yok olduğu, acıyla baş başa geçen günler... 

Asla unutamayanların hikâyesi Eylül'ü okurken çözülen her bir olayda daha çok şaşıracaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

          --------------------------------------------------

Merhabalaar, yeni bir tur ve yine bir wattpad kitabı ile karşınızdayız. Bu kitap hakkında o kadar çelişkideyim ki. Okurken sürekli kendime bu kitabı beğendim mi ? beğenmedim mi ? sevdim mi ? sevmedim mi ? diye sordum. Ve sanırım sevdim ama beğenmediğim yönleri vardı. Nedenlerini söylemeden önce kısaca konuyu anlatayım.


Kitap iki sevgilinin ayrılması ile başlıyor. Eylül ve Uğurcan sorunsuz bir ilişkiye sahip, birbirini seven iki lise öğrencisi. Ama kitap Uğurcan'ın Eylül'den ayrılması ile başlıyor. Eylül bu olaydan sonra resmen depresyona giriyor, odasından bile çıkmıyor.

İki hafta sonra annesi ve babası yazlığa gitmeye karar veriyor, Eylülse bu fikirden hiç hoşlanmıyor çünkü Uğurcan'ın da orada evi var ve birbirlerini görmeme ihtimalleri yok denecek kadar az. Tabii Eylül'ün korktuğu başına geliyor ve gittiği zaman Uğurcan'ı görüyor. Eylül onu ilk gördüğünde olduğu yerden gidiyor ama ikinci karşılaşmalarında ikisi de dayanamıyor ve tekrar barışıyorlar. Bir kaç gün onların birbirlerine olan aşkını ve tatlı ilişkileri ile geçiyor. 

Tabii bu peri masalı sonsuza kadar sürmüyor ve yazlıktan dönme vakti geliyor. Dönerken hiç hesapta olmayan bir şey oluyor ve Eylül'ün ailesi araba kazası yapıyor. Kaza sonucu anne ve babasını kaybeden Eylül artık tek kalıyor.Kazadan sonra hastaneye gittiğinde beyninde tümör olduğu fark ediliyor ardından hemen ameliyata alınıyor. Geçirdiği bu ameliyatın sonuçları hiç hafif olmuyor çünkü Eylül ameliyat yüzünden hafızasını kaybediyor, geçmişe dair her şey siliniyor. 


Bunu öğrenince Uğurcan yıkılıyor, Eylül'ün onu ve geçmişlerine dair hiç bir şey hatırlamayacak olması onun için çok ama çok üzücü oluyor.Bu sırada o güne kadar gün yüzüne çıkmamış sırlar ortaya çıkıyor ve olaylar iyice karışıyor. Peki neler oluyor ? İşte bunu okuyup öğrenebilirsiniz.

Dediğim gibi kitabı sevdim ama beğenmediğim de yönleri vardı. İlk olarak konusu. Konuyu hiç özgün bulmadım, yazarın kalemi gerçekten iyiydi ama bence çok daha güzel bir konuyla birleştirilse çok daha iyi olurdu.

Kız ile oğlan arasında olanlar, diyaloglar vs. çok klişe buldum. Ve kitaptaki olaylar, tesadüfler hiç gerçekçi değildi bence biraz daha gerçekçi olmalıydı.

Eylül'ün Uğurcan'a olan aşkı çok güzel kaleme alınmıştı. O kısımları gerçekten sevdim. Ayrıca konuyu çok sevmememe rağmen kitap çok sürükleyici ve akıcıydı. Bence boş zamanınızda okuyabileceğiniz güzel bir aşk hikayesi. Kitaba 5 üzerinden puan verecek olsam 3,5 verirdim.

Fenomen Yayınları'na katkılarından dolayı çok teşekkür ederiz. Kitabı 3 yerden hediye ediyoruz. Rafflecopter çekilişimize buradan katılabilirsiniz. Keyifli okumalar :)
a Rafflecopter giveaway

27 Nisan 2015 Pazartesi

KVBT 8. Tur 1. Gün | Eylül - Elif Melissa | Alıntılar + Çekiliş




Eylül kendini büyük bir boşlukta hissetmektedir. Kim olduğunu hatırlayamaması genç kızın canını günden güne daha çok sıkmaya başlar. Gördüğü rüyalar, evine gelen gizemli mektuplar ve sırlarla dolu bir çocuk Eylül'ün hayatındaki tüm dengeleri alt üst edecektir. Artık her şey bir oyunun parçasıdır. Her dakika beyninde dönüp duran, cevaplandırılması gereken sorular ve geri dönüşü olmayan bir yol... Güvenin yok olduğu, acıyla baş başa geçen günler... 

Asla unutamayanların hikâyesi Eylül'ü okurken çözülen her bir olayda daha çok şaşıracaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

Sekizinci turumuzdan herkese merhabalar, yine Wattpad hikayesi ile karşınızdayız. Bugün size kitaptan alıntıları paylaşacağım, rafflecopter çekilişine de yazının sonundan katılabilirsiniz. 

''Aynaya baktığında kim olduğunu bilmeyen, kendini tanımayan bir insan ne kadar mutlu olabilir? Ne kadar emin olabilir ve ne kadar güvenebilir insanlara? Tüm geçmişini geride bırakıp nasıl aşık olur yeni bir insana? ''


''Gece kafamı yastığa koyduğumda hayallere değil karanlığa gömülüyorum çünkü benim hatırlayabileceğim bir anım yok. Hatırlayabilecek hiçbir şeyim yok. Uyumaktan korktuğum gecelerim var benim...''



''Gözlerindeki karanlık beni içine çekip oraya hapsediyordu.Sana her baktığımda acıyı hissediyordum. Sanki benim sonum sendeymiş gibi geliyordu. Fakat bu akşam ilk defa gözlerinin karanlık yönü yok. Bana ışık saçarak bakıyorsun.''



''Tam bir aşk sarhoşu gibi tavana bakarak aptalca sırıtmaya başlayınca fark ettim ki yalnızlık gerçekten kimsenin yaşamak istemeyeceği kadar ağır ve zor bir şeymiş.''

''Öyle bir şeydi ki bana her seferinde yeniden güç veriyor, günden güne daha da azimli olmamı sağlıyordu. Benim küçük dünyamdaki büyük tanrıçamdı. Her şey onun içindi ve küçük dünyamda sadece o vardı.''

Fenomen yayınlarına katkılarından dolayı çok teşekkür ederiz. Kitabı Facebook, Rafflecopter ve Instagram olmak üzere 3 yerden hediye ediyoruz. Rafflecopter'a buradan katılabilirsiniz :) 

                                                        a Rafflecopter giveaway


4 Nisan 2015 Cumartesi

KVBT 6. Tur 4. Gün | İstanbul - Tuğba Sayın | Karakter Tanıtımı



İstanbul... Aşkın, ayrılığın, acının ve kavuşmanın hikâyesinin yaşandığı şehir... Liseli bir genç kız olan Mina'nın Bursa'dan İstanbul'a yaptığı bir yolculukla başlıyor her şey. Kaderin cilveleri ve türlü tesadüflerle örülü, yüreğinizi ısıtacak bir gençlik hikâyesi. Tutkulu, dinamik ve heyecanlı... Gençliğin coşkusu ve kırılganlığı bu kitapta saklı. Mina'yı zorlu bir duygusal sınav beklemektedir. Bir tarafta arkadaş gibi sevilen bir erkek, diğer tarafta duygularına karşılık verip vermeyeceği belli olmayan diğer bir erkek. Hangi erkek aşk duygularıyla Mina'nın yüreğini sarsacaktır?
(Tanıtım Bülteninden)


Turumuzun dördüncü gününden merhabalar, turumuz çok güzel gidiyor katılımlarınız için teşekkür ederiz.  Şimdi size İstanbul kitabının karakterlerini tanıtacağız. 
Mina: Kitabımızın ana karakteri, kendisi beni neredeyse kitap boyunca gerek düşünce yapısı gerek davranışlarıyla delirtti. Ama yine de sevdim onu. Dediğim gibi güçsüz bir kız ve ona karşı verilen kararlara bile karşı çıkamıyor, ayrıca çizime ve müziğe karşı yeteneği var.

Kamer: Yakışıklı, popüler oğlanımız. Kamer hem basketçi hem de gitar çalıp şarkı söylüyor. Bir kaç hata yaptı ama yine de Mina'dan hiç vazgeçmedi. 



Berke: Yaptığı yanlışlarda Mina'yı da yanında sürükleyip kafasına göre davrandığı için çok kızdım, sonradan nasıl olduysa ısındım ona. O da basketçi ve Kamer ile hiç anlaşamıyorlar. Ama kitabın sonunda gülümsetti beni.

Yeliz: Mina'nın İstanbul'a gittiğinde tanıştığı ve destek alıp onu ayakta tutan arkadaşı. Deli dolu iyi bir kız, herhalde kitaptaki en zararsız kişilerden biriydi. Mina bazı zamanlarda onun kıymetini bilmese de Yeliz hep yanındaydı onun.

Mina'nın Ablası: Aslında Mina'nın ailesinin tümünü komple sevmesemde ablası hep Mina'nın yanındaydı ve yardımcı oldu ona. İyi bir kızdı. O olmasa Mina'yla Kamer hiç tanışamazdı.

Katkılarından dolayı tekrar ve tekrar Fenomen Yayınlarına teşekkür ederiz. Çeklişimize katılmadıysanız şansınız hala var! 

                           
                                       

     
                                                     a Rafflecopter giveaway

2 Nisan 2015 Perşembe

KVBT 6. Tur 2. Gün | İstanbul - Tuğba Sayın | Yorum + Müzik Listesi



İstanbul... Aşkın, ayrılığın, acının ve kavuşmanın hikâyesinin yaşandığı şehir... Liseli bir genç kız olan Mina'nın Bursa'dan İstanbul'a yaptığı bir yolculukla başlıyor her şey. Kaderin cilveleri ve türlü tesadüflerle örülü, yüreğinizi ısıtacak bir gençlik hikâyesi. Tutkulu, dinamik ve heyecanlı... Gençliğin coşkusu ve kırılganlığı bu kitapta saklı. Mina'yı zorlu bir duygusal sınav beklemektedir. Bir tarafta arkadaş gibi sevilen bir erkek, diğer tarafta duygularına karşılık verip vermeyeceği belli olmayan diğer bir erkek. Hangi erkek aşk duygularıyla Mina'nın yüreğini sarsacaktır?
(Tanıtım Bülteninden)
                   -------------------------------

Bu aralar tur üstüne tur alıyoruz ve şimdi de altıncı turumuzdayız. Gerçekten çok mutluyum çünkü beş altı ay önce bu tur işi bana imkansız gibi geliyordu ama şimdi gayet      normal bir şey oldu. Neyse fazla konuşmadan                           kitaba geçeyim. 

Mina'nın ablasını ziyaret etmek için İstanbul'a gitmesiyle onun öyküsü başlıyor. Okullardan ve insanlardan çok etkilenen kızımız şansını denemek için oradaki bir kolejin bursluluk sınavına giriyor ve istediği bölümü yani moda bölümünü kazanıyor. Ailesini bir şekilde ikna ettikten sonra ablasının yanına yerleşiyor ve yeni hayatına başlıyor. 

İyi arkadaşlıklar kuruyor ve karşı komşunun çocuğuna yani Kamer'e karşı koyamadığı hisler hissetmeye başlıyor. Kamer... Okulun popüler çocuğu, müzik bölümünde okuyor, basketçi ve her kız -tabii ki- ona hasta. İlk başlarda Mina'ya karşı aldığı çirkin tavırlara karşı ne kadar kafasını koparmak istesem de göründüğü gibi bir çocuk olmadığını biliyordum. 

Hislerini çözemeyen kızımızı Kamer'de ezip savuşturunca Mina yan okulun popüler çocuğu Berke ile beraber olmaya başlıyor. Berke ile Kamer'in kavgalı olması işleri kolaylaştırmıyor ve bu sırada ikisi sürekli bir tartışma içinde oluyor. Berke Mina'nın Kamer'den uzak durmasını istiyor ama istenmeyen ot burnunun dibine düşermiş, Kamer ile Mina sürekli bir araya gelmek zorunda kalıyorlar. 

Bu sürede Kamer'in Mina'ya olan tavrı değişiyor ve Kamer Mina'nın onu gerçekten tanımasına izin veriyor. Mina'nın aklı karışıyor ve duygularını bastıramıyor. Bu noktadan itibaren seçim yapmak zorunda kalıyor. Mina kimi mi seçiyor ? 
İşte bunu kitabı okuduktan sonra öğrenebilirsiniz. 

Kitap güzeldi başlarda yazarın dilini çok sade bulmuştum ama sonradan alıştım, olaylar sanki sinema izliyormuşum gibi gelişti. Bu kadar akıcı olmasını da beklemiyordum, 480 sayfalık kitap o kadar hızlı bitti ki ben bile şaşırdım.

Kitapta beni delirten şeyler vardı. Mina'nın güçlü bir kız olduğunu düşünmüyorum, en küçük bir olayın onu yıkmasına izin veriyor ve kendi kararlarına verebilecek yaşta olmasına rağmen ailesinin onun için verdiği kararlara karşı sesini çıkarmıyor. İşte beni de en çok bu sinirlendirdi. Omuzlarından tutup ''kendine gel'' diye sarsasım gelen karakterlerdendi.

Kitaptaki şarkılar dinlediğim ve gerçekten çok sevdiğim şarkılardı. Yazarın böyle güzel şarkılar koymasına çok sevindim. Aşağıda bir kaç tanesini bulabilirsiniz şarkıların.

Fenomen yayınlarına desteklerinden dolayı çok teşekkür ederiz. Biri Facebook diğeri Rafflecopter olmak üzere iki tane kitap hediye ediyoruz. Rafflecopter çekilişine yazının sonundan katılabiilirsiniz. Bu da facebook linkimiz :
https://www.facebook.com/pages/Kitap-Vampirleri-ile-Blog-Turlar%C4%B1/245431595466875?fref=nf

MÜZİK LİSTESİ


Ho Hey - The Lumineers




Fix You - Coldplay


Cough Syrup - Young The Giant


Blackbirds - Linkin Park


Kids In The Dark - All Time Low


    

                                                     a Rafflecopter giveaway

21 Ocak 2015 Çarşamba

Kitap Yorumu: Aşk Yakar - Rebecca Donovan (Nefes Serisi #3)

Aşk Yakar


 'Seni sevmek ateşlere atlamaktı bile bile. Seninle ya da sensiz...'

Ne anılar bırakabilir peşini ne de kalbinin derinliklerine gömdüğün o adam… Çünkü aşk yakar, kül eder; onu taşıdığın müddetçe küllerinden yeniden doğar. Dünyada oldukça büyük yankı uyandıran Nefes serisinin bu son kitabını elinizden bırakamayacak ve son sayfasına kadar soluksuz okuyacaksınız. 

'Oldukça duygusal ve yürekleri ısıtan bir son. İnsanı daha ilk sayfadan içine çekip sürükleyen bir kurgu. Tek kelimeyle enfes.' 
-Colleen Hoover, Hopeless - New York Times Bestseller Yazarı)-

'...Uzun zamandır böylesine bir aşk hikâyesi okumadığınıza eminim.' 
-Guardian-
(Tanıtım Bülteninden)


                                                 

--------------------------------



Kitap hakkında söylenecek, konuşulacak o kadar çok şey var ki. Nereden başlasam bilemiyorum. Nefes serisinin son kitabıydı Aşk Yakar. Diğer kitaplarına göre bu kitap çok daha farklıydı. Yazar bazı yerlerde beni deli etse de okunmaya değer bir seriydi.

-biraz spoiler içerir 

Emma Weslyn'i geride bırakarak üniversiteye gideli 2 yıl olmuştur. Hayalindeki üniversitede tıp okuyor ve ev arkadaşları ile yaşıyordur. Peki mutlu mu ? Değil. Emma geçmişte yaşadığı olayları unutmamış, hala acı çekiyordur.Ev arkadaşları onu dışarı çıkması, partilere gitmesi için ne kadar zorlasalar da Emma dışarı çıkmak istemiyor zamanını ders çalışarak veya kendi halinde geçiriyordur.


 photo 2b0e2636-f44c-4626-a9a4-f1f330e9159e_zps2aaf153e.jpg

Emma'nın bu davranışları Cole ile tanışana kadar devam eder. Cole iyi bir çocuktur, Emma onunla zaman geçirdikçe ondan etkilenmeye başlar. Cole ona ilaç gibi gelmektedir, yaralarını kapatmasa da kısa bir süre için geçmişi unutmasına yardımcı olmaktadır.

 Yavaş yavaş kendine gelmeyen başlayan Emma'nın mutluluğu kalıcı olmaz çünkü kısa bir süre sonra annesinin ölüm haberi gelir. Emma annesini çok sevmese de ölümü onu derinden yaralar. Cenaze için Weslyn'e geri dönmesi ile de herşey arap saçına döner. Zaten yıkılmış olan Emma'nın orada Evan ile karşılaşması onu iyice yıkar. Çözümü alkol de bulan Emma işleri zorlaştırsa da Sara ve Evan ona orada çok destek olur.

 Emma'nın bu halini gören Evan onu yalnız başına geri gönderir mi ? Tabii ki hayır. Emma cenazeden sonra Santa Barbara'ya dönerken onunla beraber döner. Emma bunu iyi karşılamasa da yapabileceği bir şey yoktur.

 Evan ve Cole'ün önceden arkadaş olmaları da Emma ve Evan'ın sürekli yan yana gelmesine neden olur. Emma Evan ile zaman geçirdikçe Cole'e olan duygularından emin olamamaya başlar ve Evan'ı ne kadar özlediğini anlar. Bu süre de Emma'nın başına gelen olaylarda ona destek olan ve onu nasıl bu durumdan kurtarabileceğini bilen Evan çoktan Emma'yı seçmiştir, peki Emma iyileşip Evan'ı seçecek mi ?

-spoiler bitti

Emma'nın yazı geçirdiği yer, Santa Barbara

Bu kitaptaki Emma serinin diğer kitaplarındaki Emma' dan tamamen farklıydı. Bu Emma çok daha dışa dönük, partilere giden hatta alkolden nefret etmesine rağmen içen bir kızdı. Bunlara rağmen o depresyondaki Emma bu kitapta da aynı. 3 kitapta da hep bir karamsarlık, depresiflik.. İnsan istemese de onun bu halinden etkileniyor.

Emma herşey için kendini suçlamaktan üç kitaptır vazgeçmedi. Hayatına devam edip iyileşebilmesi için artık bir kendini affetmeli ve aşkı hak ettiğini düşünmeli. Bazı yerlerde onu omuzlarından tutup suratına ''Kendine gel sen Emma'sın !?!'' diyesim geldi. Geçmişte ne olaylar yaşamıştı ama asla böyle yıkılmamıştı.

Tabii birde  Evan var... Onu bırakıp gitmekle hayatının hatasını yapmıştı ama Evan onu tabii ki de bırakmadı. Her kıza Evan gibi bir erkek lazım. O gerçekten MUHTEŞEM. 

Kitap benim için biraz hayal kırıklığıydı. Bence yazar ikinci kitaba güzel bir son yapıp seriyi bitirmeliydi. O kitaptan sonra bu kitaba çok büyük umutlarla başlamamıştım zaten ama yine de sonu çok daha iyi olabilirdi. Seri kötü değildi, yazar bizi arada sırada kızdırsa da okunmaya değer olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar.




''Bizi birbirimize bağlayan hassas bir enerji bağı vardı. Hem de onu ilk gördüğüm andan beri. Dürüstlük adına attığım her adım, ona kendimi açmama yardımcı oluyordu. En karanlık, en kırılgan yanlarımı görmesine izin verebilmiştim sonunda. Her bir dokunuş, her bir bakış ve her bir gülüş bizi daha da yakınlaştırıyordu birbirimize.''



5 Ekim 2014 Pazar

Sen Gittiğinde Gayle Forman


Her şey bitti derken...
Sadece bir tesadüf yetebilir...

 Adam'ın Mia'yı aşkıyla hayata döndürmesinin ve Mia'nın, onun hayatından çıkmasının üzerinden üç yıl geçmiştir...


 Artık ülkenin bir ucunda yaşayan Mia'nın Julliard'da yıldızı gittikçe parlamaktadır. Adam ise Mia'nın gidişinin ardından onun için yazdığı şarkılarla grubunun dünya çağında ünlenmesini sağlamıştır. Fakat elde ettiği başarılar içindeki boşluğu doldurmaya yetmez.

Sonunda şans, sadece bir geceliğine yollarını kesiştirir.

Mia'nın evi gibi gördüğü New York'u gezerlerken birlikte geçmişe gidip kalplerini geleceğe... ve birbirlerine açacaklardır.
  


  Kitap Adam'ın ağzından 3 yıl sonrasını anlatıyor. Mia Julliard'a gitmiş, Adam'ın grubu acayip bir yükselişe geçmiş ve hepsi Adam'ın sayesinde. Mia Julliard'a gittikten sonra Adam ile olan iletişimini kesmiş, ne onu aramış ne de mesajlarına geri dönmüş resmen aralarındaki bütün bağı koparmış. Mia'yı her şeyden çok seven Adam o kadar acı çekiyor ki 1 yıl boyunca evden çıkmıyor ve şarkı sözleri yazmaya başlıyor. Grubun bir anda böylesine bir yükselişe geçmesini sağlayan da o şarkılar. Zamanla acısı azalsa da Adam o kadar kötü bir halde ki.. 3 yıl geçtiği halde Mia'yı unutamamış. Geçirdiği her gün, verdiği her röportaj, çıktığı her turne ona resmen sonsuzluk gibi geliyor. Hava almak için dışarı çıktığı zaman gazete de Mia'nın o akşam konseri olduğunu söyleyen bir haberi görüyor. Adam sırf Mia'nın müziğini dinlemek için konsere bilet alıyor. Aklından onunla konuşmak hiç geçmiyor, konser bitiminde ise onu şoka uğratacak bir şey oluyor. Mia Adam'ı kulise davet ediyor. Bütün gece konuşuyorlar ve birbirlerini yeniden tanıma fırsatı buluyorlar. 
  
  Eğer Yaşarsam'ı diğer kitabı almazsanız meraktan ölürsünüz der gibi bitirmişti yazar. O yüzden Eğer Yaşarsam'ın kapağını kapadığım gibi Sen Gittiğinde'nin kapağını açtım. Kitap ilk kitaptan çoook daha güzeldi. Kitabın yaklaşık 100-150 sayfasında Adam'ın acı çekişi anlatılmıştı normalde sayfalarca süren üzüntülerden sıkılsam da bu sefer sıkılmadım. Yazar ilk kitaba göre çok daha güzel bir iş çıkarmış.Ayrıca kitabın büyük bir bölümü New York'ta geçiyordu, New York'a gitmek istediğim ve hayranı olduğum bir yer olduğu için kitabı daha çok sevdim. İlk kitabın filmi gayet güzeldi bazı ufak tefek şeyler dışında kitabın birebir aynısıydı. Gitme fırsatınız varsa kaçırmayın :)




  




Paylaşmayı unuttuğum, 
Eğer Yaşarsam kitabının sonunda yazarın yazar olmak isteyenlere
 verdiği bir tavsiye.. 





31 Ağustos 2014 Pazar

Tut Elimi Rebecca Donovan


Onu kurtarabilecek olan tek şey aşktı... geldi ve o en umutsuz anda kalbini kıskıvrak yakaladı. Weslyn'in Connecticut eyaletinde hayat olağan deviniminde akıp gitmektedir. Fakat Emma Thomas'ın tek isteği çevresi tarafından görünmez olmaktır. Onun tüm çabalarının sebebi, gördüğü zulmün eseri, vücudunda biriken yara izlerini gizleyerek hayatını her şey yolundaymış gibi göstermektir. Fakat Emma, bir gün Evan adında bir adamın çıkagelip tek günde hayatını değiştireceğini nereden bilebilirdi? Aşk ona, sırlarını açığa çıkarmak pahasına da olsa kabuklarından sıyrılma şansı tanıdı. Bir genç kızın hayatını değiştiren aşk hikayesi, sessiz çığlıkları ve umuda pamuk ipliği ile tutunuşu:Tut Elimi 'Umut pamuk ipliğine bağlıysa aşk bir mucizedir...


Emma babasını küçük yaşlarda kaybetmiş annesi de alkolik olduğu için amcasının evinde yaşayan liseye giden bir kızdır. Tabii her şey bununla bitmiyor. Yengesi yani Carol Emma'nın onlarla yaşamasından hoşnutsuzdur bu yüzden Emma'ya sürekli şiddet uyguluyor, hakaret ediyor ve ev işlerini yaptırıyordur.  Emma derslerinde çok iyi spor yapan başarılı bir kızdır. O evden ayrılmak içinde gün sayıyordur. Emma'nın tek arkadaşı vardır oda Sara. Sara Emma'ya göre daha çok dikkat çeken bir kızdır. Birlikte takılsalar da Emma'yı genelde kimse farkına varmaz. Emma da bu halinden gayet memnundur. Takii Evan Mathews adındaki yakışıklı bir çocuk Emma' yı fark edene kadar. Evan da Emma gibi başarılı , sporcu ve çook yakışıklıdır. Başta Emma Evan'ın arkadaş olma çabalarına karşı koysa da sonradan arkadaş olurlar. Evan baştan beri Emma'ya aşıktır fakat Emma onunla böyle bir ilişkiye girmek istemiyordur. Emma Evan'dan ne kadar kaçsa da sonunda kendisi de yavaş yavaş Evan'ın çekimine kapılmaya başlar. 
   
Kitap uzun zamandır okuduğum en akıcı kitaplardan biriydi. 2 günde soluksuz okudum resmen. Yengesinin tüm eziyetlerini çekmek zorunda değil birisine söylese her şey son bulacak ama Carol'ın iki çocuğu vardır ve Emma onların annesiz büyümesini istemiyordur. Ben olsam katlanır mıydım bilmiyorum ya da bu kadar güçlü olur muydum.İkinci kitapta neler olabilir ki düşünüyordum çünkü kitaba genel olarak baktığımızda pek seri olacak bir kitap değil gibiydi ama sonra üçüncü kitabın çıkacağını duydum. Şaşırdım ama sevindim de umarım kısa zamanda çıkar. Sizde okuduysanız sizin de yorumlarınızı bilmek isterim :) Keyifli okumalar :)

Bir şey söyleyemeyeceğimi bilerek üzerindeki örtüyü fırlatıp ayaklarını yere sarkıttı. '' Hadi, şeytan evde olmadığını fark etmeden önce seni cehenneme geri götürelim.'' Aslında söylediği şey komik sayılırdı ama bu sözler, gerçeğe gülemeyeceğim kadar yakındı.

Elime geçen boş bir kağıda şunları karaladım: 
Sen 'biz' diye bir şey olduğunu mu varsayıyorsun?
Evan ise cevap olarak yalnızca,
Henüz değil yazmıştı.


O gece, yatakta yatarken söylediklerini bir kez daha düşündüm. Bir anda elinden kayıp gideceğini bile bile, içinde bulunduğun anın olabildiğince tadını çıkartmak daha mı iyiydi gerçekten de? Kaçınılmaz sona rağmen , bir şeyleri  yaşamaya değer miydi? Buna karar verebilmek için o kaçınılmaz sonun ne olduğunu bulmalıydım önce. Kırık bir kalp mi yoksa kırık kemikler mi?


Üniversitede burs alabilmek için mükemmel bir ortalamaya sahip olmam gerekiyordu. Üzerinde kontrol sahibi olduğumu hissettiğim tek şey buydu ve açıkçası bu benim için bir kaçış planından ziyade daha çok bir ' hayatta kalma' stratejisiydi.
Öyle anlaşılması güç bir danstı ki  bu aramızdaki, dokunmadan dokunmak, söylemeden bilmek, dile getirmeden hissetmek durumunda kalmıştık. İnce, çok ince bir çizgide yürüyen iki arkadaştık. Ve varlığıyla öylesine başım dönmüştü ki, kendi ellerimle çizdiğim çizgiyi umursamayan adımlarımın farkına varamıyordum.





22 Ağustos 2014 Cuma

Aşka Düşüş Lauren Kate






BİRBİRİNİ SEVEN SEKİZ GENÇ



DÖRT FARKLI HİKÂYE


ÖZEL BİR GÜN



Herkesin aşk hikayesi farklı...

Kimi beklenmedik. Kimi karşılıksız. Kimi yasaklanmış. Kimi sonsuz.

İşte Lauren Kate'in hayranlık uyandıran DÜŞÜŞ karakterleriyle Sevgililer Günü'ne özel olarak kaleme aldığı bu romanda da buna tanık olacaksınız!
  
************************

 Düşüş serisinin Tutku'nun devamı sandığım kitabıydı. Tutkudan sonra yazılmış ama Sevgililer Günü için. Arkasını okuduğum anda büyük bir heyecanla okumaya başladım. Cam dışındaki çoğu karakterin Sevgililer Günü'nü anlatıyor. Ama favorim Roland'ın hikayesiydi, aşkın her zaman kazanmak olmadığını çok güzel anlatmış.
       Biraz kitaptan bahsedeyim, birinci hikaye hiç beklemediğim bir ikilinin hikayesi, Miles ve Shelby.. Hepimiz Miles'la Luce'un arasında ufak tefek şeyler olduğunu biliyorduk. Ama galiba Miles sonunda Daniel ile Luce un aşkının ne kadar güçlü olduğunu anlayıp vazgeçmiş. İkinci hikaye favorim yani Roland'ın hikayesi Roland'ın sevdiği kadın orta çağ İngiltere'sinde yaşayan birisi. Roland ile beş sene önce ayrılmışlar ama anlaşılan Roland onu unutamamış ve sevgililer gününde ona açılmak için evine gidiyor daha doğrusu kızın balkonuna tırmanıyor. Ama görülen o ki kız Roland'ı çoktan unutup hayatına devam etmiş. Üçüncü hikaye Arriane ile kız arkadaşının hikayesi. İlk başta şaşırdım ama kitapta eşcinsel bir ilişkiye yer vermeleri çok hoşuma gitti. Dördüncü hikayede  Daniel ve Luce'un hikayesi, Luce'un gelecekteki hali sevgililer gününde orta çağa geliyor o sırada eski benliğiyle karşılaşıyor ve üç boyutlu zımbırtıyı yapıp bedenlerini birleştiriyor. Bill (hilkat garibesi), bu sevgililer gününün Daniel' la geçireceği tek sevgililer günü olduğunu ve bunun tadını çıkarması gerektiğini söylüyor. Luce ta bunu yapıyor. 

Daniel Grigori || twitter: @itsabril





18 Ağustos 2014 Pazartesi

Tutku Lauren Kate



Luce, Daniel için canını verirdi. 
Vermişti de. Hem de birçok kez. Zaman içerisinde, her defasında birbirlerinden kopmak zorunda kalacaklarını bilseler de Luce ve Daniel birbirlerini bulmaya devam etmişlerdi: Luce ölüyor, Daniel ise kalbi kırık bir halde tek başına kalıyordu. Fakat belki de bu şekilde olmak zorunda değildi 
Luce geçmiş yaşamlarında bir şeyin - ya da birinin - ona yardımcı olabileceğinden emindir. Bu nedenle bu hayatının en önemli yolculuğuna çıkar Daniel ile olan aşkına bizzat tanık olmak ve aşklarını sonsuz kılacak yolu bulmak için kendi geçmişine gider. 
Cam, melekler ordusu ve Sürgünler, çaresiz bir halde Luce'u yakalamaya çalışmaktadır, fakat hiçbiri Daniel kadar çılgına dönmemiştir. Luce'la paylaştıkları geçmiş boyunca onu takip eden Daniel, Luce'un tarihi değiştirmesi halinde olabileceklerden korkmaktadır. 
Çünkü asırlar boyunca süren sevgileri sonsuza dek alevlerin arasına hapsolabilir. 


   Luce' Daniel'la ikisini de bu lanetten kurtarmak için zamanda yolculuğa çıkmıştı hatırlarsanız, hemde ne yolculuk 2009 senesinden başlayarak milattan önce 3100 yılına kadar gidiyor. Tabi bu sırada tek bir yerde kalmıyor Moskova'ya İtalya'ya İngiltere'ye Tahiti'ye Tibet'e Fransa'ya Çine'e ve daha bir çok yere gidip farklı hayatlarında Daniel'la olan ilişkisini görüyor, o dönemdeki bedenlerine giriyor,ikisini de bu lanetten nasıl kurtacağını bulmaya çalışıyordur. Luce bunları yaparken yanlız değildir yanında küçük yoldaşı Bill vardır. Bill Luce'a yardımcı oluyor her şeyine yetişiyor. Zavallı Daniel da Luce' u bulmaya çalışıyor ve onun geçmişi değiştirmesinden korkuyordur.

   Kitabı okurken Luce'la Daniell ne zaman bir araya gelecek diye ilerideki sayfaları okumaya başladım sonunda. Neredeyse bütün kitap boyunca birbirlerinden ayrılardı. Daniel'ı ben bile özledim :D . Ayrıca Cam'e çok az yer verilmişti. İçimde bir yerlerde hala Team Cam'im maalesef.


Keyifli okumalar :)


Luce

                                  

''Seni bir daha asla göremeyeceğimi sanmaya başlamıştım.'' dedi Luce. 
''Seni her zaman bulacağımı sana kaç kere söylemem gerekiyor?''' dedi Daniel.


19 Temmuz 2014 Cumartesi

Azap Lauren Kate


                                                                                   


 
Cennetten kovulan bir melek olan erkek arkadaşı Daniel' dan ayrı kalan Luce için hayat cehennem azabından farksızdır. Birbirlerine kavuşmaları sonsuzluk kadar uzun sürmüştür ancak Daniel ona gitmek zorunda olduğunu söyler.
   Daniel Luce'u öldürmek isteyen ölümsüzleri - Sürgünleri - yakalayana dek geri dönmeyecektir. Luce'u Kalifornia'nın kayalık kıyı şeridindeki bir okula, sıra dışı yeteneklere sahip öğrencilerin, düşen meleklerin ve insanların çocukları olan Nefilimlerin bulunduğu Shoreline'a gizler.
    Shoreline'da Luce gölgelerin ne olduğunu ve onları önceki hayatlarına açılan bir pencere olarak nasıl kullanacağını öğrenir. Luce kendisini geliştirdikçe, Daniel'ın ona her şeyi anlatmadığına dair şüphe duymaya başlar. Daniel ondan bir şeyler gizlemektedir… Tehlikeli bir şeyler.
   Ya Daniel'ın çizdiği geçmiş tam olarak doğru değilse? Ya Luce'un başka biriyle birlikte olması gerekiyorsa?
 
                              **********************


   Kitabı geçen hafta bitirdim ama yazamadım.Aslında kitap beni hala çok sarmadı, ama merak ediyorum acaba ne olacak diye.  Herkes Luce'un peşindedir sürgünler her yerde onu arıyor ve öldürmek istiyor çünkü ilk kez Luce'un laneti bozuldu ve 17 yaşında ölmedi. Şansa bakın ki lanet onu öldürmesede şimdi bütün herkes peşinde. Luce ve Daniel ise tam birbirlerine kavuştuklarında ayrılmak zorunda kalıyorlar çünkü Luce Sword Crossta güvenli değildir. 
    Cam ve Daniel Luce'u korumak için 18 günlük bir ateşkes imzalıyor (bu iki düşman aslında arkadaş olsalar çok güzel olabilir) ve Luce' u Kaliforniya'nın kıyı şeridindeki bir okula gönderiyor tam da Luce Sword&Cross' a alışmaya başlamışken. Luce oraya gittiğinde oda arkadaşı ona çok soğuk davranır.Meğersem o Daniel' ın eski sevgiliymiş ama bir süre sonra Luce'u sevmeye başlar ve çok yakın arkadaş olurlar.
       Bu sırada Daniel arada sırada okula uğrar ama Luce'la araları soğuktur ona geçmişleri hakkında hiç bir şey anlatmaz, ve Luce' ta kendi kendine öğrenmeye karar verir.
Gölgelerin ne olduğunu ve ne işe yaradığını keşfetmeye başlar. Gölgelerin onun Daniel'la olan geçmişine ışık tutabileceğini öğrenen Luce bu fırsatı kaçırmaz. Daniel' la araları git gide açılırken Luce, aralarındaki  lanet olmasa hala birbirlerine aşık olup olmayacaklarını merak eder aşklarının sadece lanetten ibaret olmadığını bilmeye ihtiyacı vardır.
   Artık olaylar iyice karışmaya başlıyor. Daha fazla anlatmak istemiyorum bu sefer çok fazla spoiler verdim. İyi okumalar :)

You're worth everything

                     
                                
Cam ona baktı.'' O öldü, Luce. Puf oldu. Gitti.''
''Bir şey değil.''
Luce arkasını döndü. ''Ne için?''
Cam sırıtarak gaza bastı. 
''Hayatını kurtardığım için.''


''Bir dakika, eğer bu Sürgünler, Cennet ya da Cehennem'den değillerse, kimin tarafındalar?'' dedi Luce.
''Sürgünler mide bulandırıcı bir gri tonu gibidirler. Hala fark etmediysen, dışarıda benden daha kötü şeyler var.''











Onu bulabilecek miydi ?
Şüphesiz.
Onu kurtarabilecek miydi?
Her zaman.

                                               
                                              
''İyi misin?'' diye fısıldadı Daniel, sesi yumuşak, dudakları ona çok yakındı.
''Evet'' dedi Luce, kanatlarının çarpışını hissedebiliyordu.
''Beni yakaladın.''
''Düşersen,seni her zaman yakalarım''



                                                                                                                                                                               
                   
                             ''Gitmek zorundayım.'' dedi Daniel.
                             ''Burada olmamalıydım ama                                              senden uzak kalamıyorum.
                                Senin için endişeleniyorum. 
                         Seni seviyorum, ve bu çok acıtıyor.''

17 Temmuz 2014 Perşembe

Mekanik Melek Cassandra Clare


     On altı yaşındaki Tessa Gray, ağabeyini bulmak için okyanusu aşıp Kraliçe Viktoryanın hükmü altındaki İngiltereye geldiğinde, onu korkunç bir sır bekliyordu. Londranın Aşağıdünyasının ıssız sokaklarını vampirler, büyücüler ve diğer doğaüstü yaratıklar ele geçirmişti. Kaosun yerine düzen getirmekse yalnızca Gölgeavcılarına, kendilerini dünyayı iblislerden kurtarmaya adamış savaşçılara düşüyordu.
    Pandemonium Kulübünde çalışan Kara Kardeşler tarafından kaçırılan Tessa, sonunda kendisinin de bir Aşağıdünyalı olduğunu öğrenecekti. Üstelik ender bulunan bir yeteneğe sahipti.İstediği zaman bir başkasına dönüşebiliyordu. Kulübün kendini sır gibi saklayan yöneticisi Magister'ın niyeti ise, Tessayı                                                                              ve gücünü ele geçirmekti.

                                                                                *************************


  İlk kitabını alıp 2. kitabını hiç bir yerde bulamadığım güzel kitap. Kitabın konusu ölümcül oyuncaklar serisine ne kadar benzese de Tessa ve Will' i çok sevdim. Tessa abisini bulmak için İngiltere'ye gelir, fakat geldiğinde Kara Kardeşler tarafından kaçırılır. Bu sırada Tessa hiç bilmediği bir yeteneğini keşfeder ve yeteneğini kara kardeşlerin ona eziyet gibi gelen çalışmaları sayesinde geliştirir.
 Vee işte beklenen an, bir gece Will (yeni bad boy'umuz hayırlı olsun) gelip Tessa'yı o yerden kaçırır ve Tessa artık kendini vampirler büyücüler ve diğer doğaüstü yaratıkların dünyasında bulur yani Aşağıdünya'da. Tessa gücünü ele geçirmek isteyen Magister'dan kaçmak zorundadır ve çareyi Gölgeavcıları'nın Enstitü'süne sığınmakta bulur. Cassandra Clare yine bir aşk üçgeni yapıp Tessa'yı James'le Will arasında bırakır. Spoiler vermek istemiyorum ama Will ve Tessa arasındaki çekim inkar edilemez. Tessa orada Jessamine ile tanışır ilk başta kesin yeni Isabelle'miz ( kickass, cesur, sevilesi bir karakter ) geliyor dedim ama Jessamine tam tersi bir kişilik çıktı; gölgeavcısı olmaktan nefret eden, normal bir kız olup evlenmek, sıkıcı sıkıcı işler sürdürmek isteyen bir kız.
  
 Bu paranormal aşk hikayesini beğeneceğinize eminim. Cassanda Clare ölümcül oyuncaklarda tanıyıp aşık olduğumuz Jace 'i kitabın küçük bir bölümüne katmış ve sadece onu değil Magnus Bane' yi de :D. Kitabı okumanızı tavsiye ederim ve 2. kitabı nerede bulabileceğimi bilen varsa lütfen bana haber versin :)) 
                                   
Tessa Gray



'' İyi işti Herondale, binayın ateşe vermek senin fikrin miydi ?'' dedi Gabriel. İyi ki senin pisliğini temizlemek için oradaydık yoksa bütün plan ve senin ünün mahvolmuştu.''
'' Ünümün hala sağlam olduğunu mu ima ediyorsun ?'' dedi Will alaycı bir sesle. 
'' Bir şeyleri yanlış yapıyor olmalıyım.
Ya da bir şeyleri yanlış yapmıyor olmalıyım.''
Arabanın yan tarafına vurdu.
''Thomas! Bizi en yakın geneleve götür! Birkaç skandal yaratmam gerek.''


'' Biliyor musun.'' dedi Gabriel. '' Arkadaş olabileceğimizi düşündüğüm zamanlar
 olmuştu. Will.''
'' Bende kendimi bir kere gelincik zannetmiştim.'' dedi Will. '' Ama afyon yüzündenmiş. Öyle bir etkisi olduğunu biliyor muydun ? Ben bilmiyordum.''


Camille Jem'e bakmaya bile zahmet etmeden geçip gitti. Will de hemen arkasındaydı. ''Hiç bir şey kokmuyor diye fısıldadı Jem'e. Jem huzursuz oldu.
''Onu kokluyor muydun?''
Bu söz bir sonraki kapının önünde onları bekleyen Camille'nin başını çevirip
gülümsemesine yol açtı.
'' Konuştuğunuz her şeyi duyduğumun farkındasınız değil mi?''

Clockwork Princess


'' Kumar oynamayı reddetmem dikkat çekerdi.''
Charlotte'un yüzünde azarlayan bir ifade belirdi. '' Yine de Will kazandığın para delil sayılır. Onu Klave' ye vermeliydin.
'' Alkole harcadım.'' 
''Will!''
Will omuz silkti. ''Zaafları sömürmek, katlanmak zorunda 
olduğum bir sorumluluktur.''


Will arkasına yaslanmıştı mavi gözleri ışıldıyordu.'' Eğer giysilerinde neden kan olduğunu söyleseydi onu rahat bırakırdım. Dur tahmin edeyim Jessi. Parkta seninle aynı giysiyi giyme şanssızlığına düşmüş zavallı bir kadına rastladınız. Sen de o güzelim şemsiyenle kadının boğazını kestin. Doğru mu ?''

Will and Tessa



'' Eğer dünyada sizi seven, sizi umursayan hiç kimse yoksa, gerçekten varolduğunuz söylenebilir miydi ?''