blogtur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogtur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2015 Cumartesi

KVBT 7. Tur 4. Gün | Kayıp Yüzlerin Fısıltısı - Iris Johansen | Yorum



Hayatta kalmak istiyorsan, hislerini işine karıştırmaman gerek"

Eve Duncan, küçük kızı Bonnie'nin öldürülmesinin ardından uzun yıllar matemden çıkamamış, ancak yine de hayata tutunmayı başarmış bir adli tıp heykeltraşıdır. Görevi, kimliği belirsiz kurbanların yüzünü yeniden yaparak kim olduklarını bulmaya yardımcı olmaktır. Jim Doane ise suikastçı olarak Özel Kuvvetler'de görevli oğlu Kevin'ın öldürüldüğüne inanan ve intikam hırsıyla yaşayan bir babadır. Jim, oğlunun etrafında dönen gizemi çözüme kavuşturmayı kafasına koymuştur. Amacına ulaşmak için yapması gereken ilk şey ise Eve'i kaçırmaktır.
Kendini bir anda sıra dışı olayların ortasında bulan Eve hayatında daha önce hiç görmediği bu adam için neden bu kadar önemli biri haline gelmiştir? Ve asıl önemli olan, Eve hayatta kalmayı başarabilecek midir?
    
            ******************************************
Herkese merhabaa, artık buraya sürekli tur kitapları yorumu girerken kenardan yorumlanmayı bekleyen kitaplarıma bakmamaya çalışıyorum. O kadar boşladım ki, neyse artık bir şekilde telafi edeceğim. 

 Bu turda gerilim-suç tarzı bir kitap okuduk ve benim çok okumadığım bir tarz olmamasına rağmen kesinlikle bu türe olan fikirlerimi değiştirdi. 1 yıldan fazladır kitaplığımda duran Sherlock Holmes kitaplarına da yakında başlayacağım galiba. Uzatmadan kitabın konusuna geleyim. 

Eve Duncan kocası ile mutlu bir hayat sürüyor ve adli heykeltıraşlık yapıyordur. Kızı Bonnie öldürüldüğünden beri içinde bitmeyen bir acı vardır. Onun hep yanında olan, koruyan ve en çok sevenleri de evlatlık kızı Jane ve kocası Joe' dur. 


İşinden dolayı her türlü manyak onu bulabilir ve kullanabilir. Ona ulaşmak için önce Joe ve Jane'i atlatmaları gerekmektedir bu şu ana kadar hiç olmamıştır ama Doane adlı bir kişinin ustaca planları her şeyi değiştirir.

Doane,Joe ve Jane'i atlatarak Eve'i kaçırır ve herkes Eve'i aramaya başlar. Ama yapılan  plan o kadar zekice planlanmıştır ki ne Eve'i bulmak kolay olacaktır, ne de Doane'den kaçmak.

Kitabı gerçekten beğendim okumaya başladığınız sizi içine çeken bir kitap. İlk sayfalardan itibaren hemen hemen herkesi tanıyabiliyorsunuz ve kitaba çok kısa bir süre de alışıyorsunuz.

Karakterleri çok sevdim, hepsi birbirinden güçlü karakterlere sahipti. Özellikle Eve kitapta ki en sevdiğim karakterdi. Düşünce tarzıyla, güçlülüğüyle kendine hayran bıraktı. Ayrıca kocası Joe ile arasında olan bağ da çok güzeldi. 

Konusu ilginçti, alışık olduğumuz konuların dışında ve orjinaldi. Bence okunması gereken eğlenceli bir kitaptı. Kitapa 5 üzerinde puan verecek olsam 4 verirdim herhalde. 

Katkılarından dolayı Martı Yayınları'na çok teşekkür ederiz. Çekilişimize buradan katılabilirsiniz.

                                                    a Rafflecopter giveaway

24 Mart 2015 Salı

KVBT 5.Tur 4. Gün | Hançer - Ezgi Bağcı | Yazar ile Röportaj



Ölümdü… Bir gölge misali onu takip eden, aldığı her nefeste soğukluğuyla ciğerlerini dolduran ölüm. 'Maskesiz,' diye düşündü. Hançer maskesiz yaşayan bir ölümdü. Ve kadın... Ona doğru çekildiğini hissetti. Ufkun aslında bir uçurum olduğunu bilen minik bir serçeydi. Sonunun geldiğini hissetse de engel olamıyordu uçuşuna. İki sarmaşıktı ruhları, sarp kayalıklara tırmanmış, birbirine tutunan ve sonsuzluğa uzanırcasına sarılan… Dolandılar, birbirlerineydi bu aidiyet. Toprak yeşilde yalnızlığından kaçak, yeşil toprakta susuzluğuna damla. Ama kader ki, sarmaşıklara bir ruhu paylaşmak yazılmışsa, dolanmışlarken delicesine, kuruturlardı birbirlerini… Aşk bir yanda bembeyaz bir melek, bir yanda kalbe saplanmaya hazır bir Hançer'di. Tamamen siyahlara bürünmüş ve gecenin içerisinde kaybolmuştu. Kar maskesinin altından etrafını inceleyen koyu yeşilden griye dönen gözleri dikkatliydi. Bedeni her an harekete geçmeye hazır bir halde gerilmişti. Tetiğin ucunda tuttuğu parmağını saniyeler sonra kıpırdatacak ve hedefini indirecekti. Şu anda gözlediği hedefini…
(Tanıtım Bülteninden)


___________________________________


Merhabalar, turumuzun dördüncü günündeyiz. Çok güzel gidiyor, kitabın yazarı Ezgi Bağcı'yla da çok güzel, uzun bir röportaj yaptık. Keyifle okumanız dileğiyle..


1- Merhaba,röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz Hemen klasik sorularla başlayalım.Ezgi kimdir?Bize kendinizden ve yazarlık hayatınızdan bahsedebilir misiniz?
Merhaba, kendimden bahsetmede çok başarılı olduğumu söyleyemem ama deneyeceğim. Ezgi 24 yaşında, Hukuk fakültesinin son sınıfında okulunu bitirmekle uğraşan bir öğrencidir. İzmir'de ailesi ile yaşamaktadır. Bu şehri deli gibi sevmektedir. 3. kişiden bahseder gibi oldu değil mi? Çok küçük yaşlardan beri yazıyorum. İlk başta şiir vardı benim için ama 13 yaşlarımda kurgularım başladı, çünkü hayal gücümü durduramıyordum. Bir yerlerde somutlaştırmalıydım onları. 14 yaşımda internet ortamında hikayelerimi yayınlamaya başladım. Özgünlerim olduğu gibi, Fanfiction da yazıyordum. İnternet ortamında o kadar alıştım ki, nickim bir süre sonra ismim gibi oldu. Biliyorsunuz AlisaSamira kitapta da yer alıyor. Yazmak benim için nefes almak gibi ve Ezgi'yi Ezgi yapan şey... Vazgeçemem herhalde.


2- Yazmaya nasıl başladınız?
Kurgularım bir arayışın sonucunda ortaya çıktı benim için. Çok hayal kuruyordum. O kadar çok ki, rüyalarım ve hayallerim benden taşıyordu. Sonra, denemeye karar verdim. Bizim nesil, kitaplardan etkilenmiş bir nesildir, Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter... Kitaplara aşıktım ve yazmaya da aşık oldum. Ama tüm bunlarda asıl desteğim dedem ve ailemdi benim için. Benim gibi yazmaya aşık olan dedemin teşviği, "Ne yazarsan yaz, yeter ki yaz kızım." sözü tüm tereddütlerimi yok etmişti.


3- Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
Boş zamanlarımda film izlemeyi çok severim Ve tabii ki dizilerimle, animelerimi Tam bir anime manyağıyım...
En zevk aldığım ise kitap okumak. Her türlü kitabı yığın önüme önemli değil, kitap olsun yeter

4- Kitabınızı Wattpad’de yayınlamaya başladığınız zaman böyle büyük ilgi göreceğini bekliyor muydunuz?
Bekliyordum diyemem, umut ediyordum. Ama her şeyden öte okunması, okuyucunun o hikayeden zevk alması önemlidir her zaman. İki okuyucum dahi olsa, devam ederdi o hikaye. Yazmak ve okumak bir bütündür. Yazarlar kendilerini katar o yazıya, okuyanlar sözcüklerde bir şeyler bulur ve ilginç bir bağ kurulur. İşte ben o bağı çok seviyorum.
Elbette bu kadar ilgi gördüğü için mutluyum. Kitap olma yoluna girmesini sağlayan etkenlerin en büyüğü sonuçta.

5- Böyle düşünen yazarlar (2 okuyucum olsun ama zevk alsınlar) bizim için her zaman bir tık öndedir. Peki kitabınızın yazım ve basım aşamasında size en çok desteği kim veya kimler verdi?
İlk başta ailem ve en yakın dostlarım. Benim en büyük hayalimdi kitabımı görmek ve onlar da bunu biliyorlardı. Benden de çok sevinip heyecanlandılar belki de...
Sahra'nın sevgili yazarı Burcu Demet, canım arkadaşımın desteğini asla göz ardı etmem. Her aşamada güzel dostluğu yardım etti bana.
Kesinlikle yayınevim. Çok iyi bir yayıneviyle çalışıyorum, aile gibi bir ortam var... Yayınevimizin sahibi Nurettin Bey ve sevgili yazarları ki herkes tanıyor onları, Müjde, Öykü, Canan, Burçin, İlknur ve diğerleri, aldığım destek ve sevgi çok önemliydi benim için.
Hançer'in değerli okuyucuları... Daha bir çok isim var Sabaha kadar devam edebilirim. Sevilmek çok güzel bir şey


6- Ne kadar harika bu kadar çok destek görmeniz Peki kitabınızın basılacağı haberini duyan çevrenizdeki insanlardan aldığınız tepkiler nasıldı?
Annem neredeyse ağlıyordu Kardeşim kocaman bir çığlık attı. En yakın arkadaşlarımda bir kafenin bize neden olacak derece gürültü çıkarttık. Ve birçok kişi ile telefonda ağlamalı gülmeli konuşmalar yaptım. Çok eğlenceliydi Ama hepsinin dediği bir şey vardı. "Biliyordum."


7- Kitabın basım sürecinde neler yaşadınız?Bu süreç sizin için zorlu bir süreç miydi?
Ah kesinlikle zorlu bir süreçti ama eğlenceli bir süreçti. Eğlendim çünkü en büyük hayalim vardı ortada. Kitabın düzenlemesinde yoruldum, bazı eklemeler çıkarmalar, Hançer karakter açısından zor bir kurgu oldu benim için,belki bu açıdan zordu bu düzenleme. Ve kapak, olana kadar ben heyecandan arkadaşlarım heyecandan yerimizde duramadık. Çok güzel oldu ama değil mi?
Bu zorlu süreçte başını ağrıttığım herkesten özür dilemek istiyorum buradan.


8- Ah evet,kesinlikle güzel oldu,kitabı hepimiz gerçekten beğenerek okuduk Wattpad’de yayınladığınız fantastik hikayeler de var.Peki sizce fantastik kitaplar mı romantik kitaplar mı?
Fantastik, benim için her zaman önde o vardı. Daha derindi ve anlatmak istediğim şeylerdi.
Hançer'i okuduğunda da insanlar sadece romantik olmadığını göreceklerini umuyorum. Çünkü fantastik de olsa romantik ya da başka bir şey de olsa duyguları anlatmaya odaklanıyorum ve insanları...
Sırası olsa da bir gün fantastiklerimin de raflarda olmasını umuyorum.


9- Fantastik hikayelerinizi de okumayı çok isteriz.Hançer’deki karakterleri oluştururken ilham aldığınız birileri var mıydı?Örneğin Melek gerçekten çok iyimser ve mutlu birisi.Bu sizin ya da çevrenizden birinin bir özelliği olabilir mi? Ya da Hançer. Onun gibi biri var mı etrafınızda? Varsa telefon numarasını alabiliyor muyuz?
Fantastikleri paylaşmayı ben de çok isterim
Çevremden ilham aldığım birisi değil karakterlerim ama aynı zamanda çevremde gördüğüm herkesten ilham aldığım karakterler. Aynı zamanda elbet benden de bir şey taşıyan karakterler. Hepsinin kendi hikayesi var kitapta ve ondan o geçmişlere, yaşananlara ve karakterlerine göre şekilleniyorlar. Melek'i biraz da insanın her şeye rağmen ayakta kalabileceğini, kendisini dinleyebileceğini göstermek için o şekilde yazdım.
Hançer... Ah işte onun gibi birinin çevremde olmasına insan yok Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Ben hep görsem arkamı dönüp kaçardım diyorum ama siz bulursanız öyle birinin numarasını, sizden isteyecek sürüyle insan var söyleyeyim.


10- Peki Hançer’in kurgusu nasıl oluştu aklınızda?(Belirtmek isterim ki gerçekten oldukça sürükleyici ve gizemli bir hikaye.)
İlk başta karakterler oluştu. Uzun zamandır fantastik dışında hikaye yazmıyordum ve giriştim. Asıl karakter Hançer tabii ki ve onun geçmişi oturdu, oluştu - geçmişi spoiler ikinci kitabı bekleyeceğiz... Sonra aşksız kurgum olmaz benim, dünyanın en güzel büyüsüdür sonuçta. Melek böyle bir adamı toparlayacak tek kadın olabilirdi. Kurgu ve karakterde zorlanmadım, düşündükçe oturdu yerine ve yazmadan önce çoğu şey belliydi.
Ama karakteri yazmak, yani Hançer'i yazmak yukarı da söylediğim gibi gerçekten zordu. Bazı anlarda nasıl tepki verecek, hele ne söyleyecek.. Yordu.
- Gerçekten ne tepki vereceğini kestirmek zor. Hatta bazı sahnelerde şaşırttı beni. İnanamayıp 2-3 kere tekrar okudum. Gülümsedi mesela. Gerçekten güldü. Çok şaşırmıştım.
O gülümseme herkesin şoka girdiği, inanmıyorum gülümsediği dediği bir sahneydi.

11- Kitaptaki diğer karakterlerin hikayelerini de okumamız mümkün olur mu günün birinde? Alvino mesela. Çok sevdim ben. Tamam Hançer diyerek başınızı şişirdim ama Alvino mu o mu derseniz karar veremem. Yarın yorumumda göreceksiniz zaten ikilemimi. Onun hikayesini görebilecek miyiz? Ya Darcey? Esra?
Alvino, çapkın yakışıklımız Esra, Darcey ve o kesinlikle ikinci kitabın da vazgeçilmezleri olacaklar ve evet, onları da öğreneceğiz. Ana karakterlerle böylesine bağı olan ve birinci kitapta işlediğim bağlandığım karakterleri yazacağım.

12- Ah şimdiden meraklanmaya başladım,bakalım neler olacak Wattpad’de yayınlanmış birçok kitabınız var.Bunların arasından en sevdiğiniz hangisi?
Ah ama bana en zor soruyu sordun. Nasıl ayırırım onları?
Bahar. Kesinlikle çok özel bir hikaye benim için.

13- Sebebini sorabiliyor muyuz?
Bahar benim huzur hikayem,dinlendiğim hikayem ve dinlenmeden yazamadığım bir hikayem... Garip değil mi? En ilginç kısmı da o hikayenin bazı sahnelerini rüyamda görmüş olmam... O kadar renkli, canlı ve gerçekti ki, içimde bir şey yazmam için beni dürttü.


14- Geçelim diğer soruya. Hep yazarlığınızdan bahsettik. Biraz da neler okuduğunuzu soralım değil mi? Türk ve Dünya Edebiyatı’ndan favori yazar ve kitaplarınız nelerdir?Kısacası Ezgi ne okur?
Aslında şöyle bakarsam kitaplığımda her türlü kitap var çünkü her şeyi okumayı severim ama elbette favorilerim var. Tolkien, Rowling, Paolo Coelho, Julie Garwood, Julia Quinn, Victor Hugo ve Tolstoy; Türk Edebiyatında ise Turgut Özakman, Yaşar Kemal, Hanri Benazus ve kesinlikle şairler Nazım Hikmet, Attila İlhan, Özdemir Asaf, Can Yücel...Ve Postiga kızları En sevdiğim kitap ise Piedra Irmağının Kıyısına Oturdum Ağladım. - Paolo Coelho

14- Ne kadar geniş ve hoş bir portföyünüz var Bayıldım doğrusu Peki yazmak için size ilham veren şeyler nelerdir?
Deniz, müzik, filmler, bir olay, insanlar, gülücükler ve sevgi... Her şey.. Ama ilhamların uğradığı zamanlarım var. Arada kapıyı çalmadıkları anlar da oluyor maalesef

15- Onlar da nazar boncuğu olsun. Bizimle bu güzel röportajı gerçekleştirdiğiniz için çok çok teşekkürler. Biz çok eğlendik umarım siz de eğlenmişsinizdir. Son olarak okuyucularınıza söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Hem de çok eğlendim. Satırlarımı paylaşıp, yazarken hissettiğim duygulara ortak oldukları için çok teşekkür ediyorum. Yazmanın en büyük ilhamlarından biri okuyanlardır çünkü.

                                                          a Rafflecopter giveaway

22 Mart 2015 Pazar

KVBT 5. Tur 2. Gün | Hançer - Ezgi Bağcı | Yorum + Cast Tanıtımı



Ölümdü… Bir gölge misali onu takip eden, aldığı her nefeste soğukluğuyla ciğerlerini dolduran ölüm. 'Maskesiz,' diye düşündü. Hançer maskesiz yaşayan bir ölümdü. Ve kadın... Ona doğru çekildiğini hissetti. Ufkun aslında bir uçurum olduğunu bilen minik bir serçeydi. Sonunun geldiğini hissetse de engel olamıyordu uçuşuna. İki sarmaşıktı ruhları, sarp kayalıklara tırmanmış, birbirine tutunan ve sonsuzluğa uzanırcasına sarılan… Dolandılar, birbirlerineydi bu aidiyet. Toprak yeşilde yalnızlığından kaçak, yeşil toprakta susuzluğuna damla. Ama kader ki, sarmaşıklara bir ruhu paylaşmak yazılmışsa, dolanmışlarken delicesine, kuruturlardı birbirlerini… Aşk bir yanda bembeyaz bir melek, bir yanda kalbe saplanmaya hazır bir Hançer'di. Tamamen siyahlara bürünmüş ve gecenin içerisinde kaybolmuştu. Kar maskesinin altından etrafını inceleyen koyu yeşilden griye dönen gözleri dikkatliydi. Bedeni her an harekete geçmeye hazır bir halde gerilmişti. Tetiğin ucunda tuttuğu parmağını saniyeler sonra kıpırdatacak ve hedefini indirecekti. Şu anda gözlediği hedefini… (Tanıtım Bülteninden)

                  ----------------------------   
Ocak ayından beri hiç bir yorum giremedim bloga gerçekten çok boşladım burayı ama bundan sonra böyle olmayacak. Tembelliğimi kenara bırakıyorum ve asıl konuya geçiyorum. Çok güzel bir kitabın turunu yapıyoruz ve çok heyecanlıyız. Desteklerinden dolayı Postiga'ya ve yazarımız Ezgi Bağcı'ya teşekkür ediyoruz.

Kitap gerçekten çok güzeldi, karakterlere ve yazarın diline hayran oldum. Ayrıca alışık olduğumuzun dışına çıkıp karakterleri anlatırken gözlerini ön plana çıkarması da çok hoşuma gitti.


Melek geçirdiği bir kaza sonucu hafızasını kaybediyor, geçmişe dair her şey siliniyor öyle ki okumayı yazmayı bile baştan öğreniyor. Ailesini bile hatırlamıyor ve hastanede tanıştığı insanlar onun yeni ailesi ve en yakın arkadaşları oluyor.Hayat onu böylesine zorlarken Melek'in en büyük destekçileri de yeni ailesi oluyor. 

Marco hikayedeki gizemli, karanlık adamımız. Kitapta ismi Hançer diye de geçiyor (lakabı diyebiliriz). Aynı zamanda Melek'in en iyi arkadaşının da deyişiyle ''buzdan bir heykel''. Gülümsediğini görünce bile şaşırıyorsunuz, bu gizemi Melek'i çektiği gibi sizi de kendisine çekiyor ve tabii ki orman yeşili gözleri de.

Esra'da Melek'in en yakın arkadaşı, harika bir karakter. Melek'le hastanede tanışıyorlar ve Esra ona her konuda destek oluyor. Herkesin öyle bir arkadaşa sahip olması lazım, deli dolu neşeli bir kız, onu gerçekten çok sevdim. 

En sevdiğim karakteri sona sakladım. Alaycılığıyla, çapkınlığıyla, yakışıklılığıyla ve tabii ki gözleriyle Alvino beni kendine hayran bıraktı. En az Marco kadar sevdim Alvino'yu da (hatta Marco'dan bir tık daha fazla olabilir). Özellikle Esra ve Alvino arasında geçen diyaloglar, birbirlerine sataşmaları, çok tatlıydı.

Kitabın ilk 100 sayfasında ben ısınamadım pek, yazarın dilini anlamak için çabaladım. Sürekli başkalarının dilinden anlatılıyor ama bunu belirten bir şey de yoktu o yüzden karışık geldi neyse ki sonradan alıştım. Sanırım karakterleri tanıma, kitabı keşfetme kısmını sevmiyorum ben. Ama okudukça elimden bırakamadım.

Bence okunması gereken eğlenceli, güzel bir kitaptı. Kitabı Instagram, Facebook ve Rafflecopter olmak üzere üç yerden hediye ediyoruz. Instagram hesabımız @kitapvampirleri , Facebook hesabımız için tıklayınız, Rafflecopter çekilişi de yazının sonunda.Postiga'ya ve yazarımız Ezgi Bağcı'ya katkılarından dolayı tekrardan teşekkür ederiz. 



CAST TANITIMI


Marco için Jack Hughman 


Esra için Lindsay Lohan


Melek için Anne Hathaway


Alvino için Ian Somerhalder


Bay MacKenzie için Anthony Hopkins


Alvino'nun kardeşi Aloise için Bryn Drohan 

              
                                                


                                                       
                                                            a Rafflecopter giveaway

11 Ocak 2015 Pazar

KVBT 3.Tur 4. Gün | Uyurgezer Anılar - Kathleen Alcott | Yorum + Playlist


Gözlerimin arkasındaki boşlukta anılarım rengârenk…

Ida çocukluğundan beri her anını ikisi de uyurgezer olan Jackson ve James kardeşlerle birlikte geçirmiştir. Nerede bir "I" varsa, orada muhakkak bir de "J" vardır. Dış dünya onları komşu ve arkadaş olarak görse de onlar kendilerince, kan bağları olmayan kardeşlerdir.

Onlarınki konuşmadan anlaşmaya dayalı, kuralları ve sınırları olmayan bir ilişkidir. Ama üçü olgunlaştıkça ve duyguları karmaşıklaştıkça Ida ve Jackson, kardeşten çok daha öte olduklarını fark ederler. Jackson'ın uyurgezerliği etrafındakilere zarar vermeye başlayınca ve James ruhsal sorunları sebebiyle hastaneye yatırılınca, ailesini yıkma tehlikesi oluşturan, hükmedemediği olaylar karşısında Ida ne yapacağını bilemez hale gelir.

Aile tanımıyla mücadele eden, toplumsal algıları sorgulayan ve insanları birbirine bağlayan karmaşık bağları keşfe çıkan olağanüstü bir ilk roman.

-------------------------------------


   Ida'nın annesi o çok küçükken ölmüş babası ile yaşıyordur , Jackson ve James de babalarını kaybetmiş anneleri Julia ile birlikte yaşıyorlardır. Bir süre sonra Ida'nın babası ile Julia'nın arasında bir şeyler olmaya başlıyor ve ikili birlikte yaşamaya karar veriyor. James, Jackson ve Ida üçlüsünün hikayesi de buradan sonra başlıyor.

   Birlikte büyüyen çocuklar birbirlerine sanki kardeşmişçesine bağlıdırlar, her şeyi birlikte yapıyorlar, birbirlerini çok seviyorlardır. Oynadıkları oyunlar ve hayal güçleri o kadar geniş ki şaşırıyorsunuz. Birde Jackson ve James'in uyurgezerliği var. İki kardeş rüyalarında konuşuyorlar ama sanki birbirleriyle diyaloğa girer gibi. Bu uzun bir süre devam ediyor James bir süre sonra bıraksa da Jackson'ın kiler bitmiyor ve gittikçe daha kötü bir hal alıyordur. Artık büyüyen ve kendilerini fark etmeye başlayan Ida ve Jackson'ın arasındaki bağ daha farklı bir yola girmeye ve her şey karışmaya başlıyor.

  Konusu çok ilginçti, gerçekten. Normalde okuduğum kitaplar yerine değişik konusu ve üslubu olan bir kitap okumak çok hoşuma gitti. Kitap turlarının da en sevdiğim yanı bu herhalde. Farklı türlerde kitaplar okumamı sağlıyor çünkü normalde değişikliği sevmeyen biriyim bir tarzı bir kere seversem bir daha başka tür okumam. 



  Kitabı okumaya başladığımda anlamamıştım hatta bir ara bilim kurgu zannetmiştim ama sonradan hatta kitabın ortalarına doğru bir şeyler oturmaya başladı. Karakterleri anlamak biraz zor oldu. 

  Çok şiirsel bir dille yazılmıştı, cümleler uzundu. Bazen bir cümleyi defalarca okumak zorunda kaldım. Aslında üslubu çok güzel ama çok sık şiirsel türde cümle okumakta sıkıyor beni.

  Gerçekçiliğini sevdim. Muhteşem olan ve verdiği her karar doğru olup yaptığı her hareket doğru olan birisi yoktu. Hepsinin normal, her insanın yaptığı hataları vardı.

  Jackson ve Ida arasında olan bağ beni çok etkiledi. Sıradan bir ilişkileri yoktu, değişikti. Birbirlerine fazlasıyla yetiyorlardı, çok sevimliydi.

  Herşeye rağmen kitabı sevdim. Şu ana kadar aldığımız turlar arasındaki gerek konu gerek üslup açışından en iyi kitaptı diye düşünüyorum. Bence okumalısınız. Gelelim bu turdaki görevime. Bu sefer playlist hazırlama sırası bendeydi sizlere kitaba uygun olduğunu düşündüğümüz bir playlist hazırladık, umarım beğenirsiniz.







Bize destek veren Martı Yayınlarına tekrardan teşekkür ederiz.

                



9 Ocak 2015 Cuma

KVBT 3.Tur 2. Gün | Uyurgezer Anılar - Kathleen Alcott | Goodreads Yorumları + Çekiliş


 Gözlerimin arkasındaki boşlukta anılarım rengârenk…

Ida çocukluğundan beri her anını ikisi de uyurgezer olan Jackson ve James kardeşlerle birlikte geçirmiştir. Nerede bir "I" varsa, orada muhakkak bir de "J" vardır. Dış dünya onları komşu ve arkadaş olarak görse de onlar kendilerince, kan bağları olmayan kardeşlerdir.

Onlarınki konuşmadan anlaşmaya dayalı, kuralları ve sınırları olmayan bir ilişkidir. Ama üçü olgunlaştıkça ve duyguları karmaşıklaştıkça Ida ve Jackson, kardeşten çok daha öte olduklarını fark ederler. Jackson'ın uyurgezerliği etrafındakilere zarar vermeye başlayınca ve James ruhsal sorunları sebebiyle hastaneye yatırılınca, ailesini yıkma tehlikesi oluşturan, hükmedemediği olaylar karşısında Ida ne yapacağını bilemez hale gelir.

Aile tanımıyla mücadele eden, toplumsal algıları sorgulayan ve insanları birbirine bağlayan karmaşık bağları keşfe çıkan olağanüstü bir ilk roman.


Sayfa Sayısı: 240


Baskı Yılı: 2014


Yayınevi: Martı Yayınları


Orijinal Adı: The Dangers of Proximal Alphabets

Goodreads Puanı: 3.30 / 5

__________________________________


Üçüncü blog turumuzdan merhabalarr.  Uyurgezer Anılar çok ilginç konusu olan bir kitaptı ve bunun turunu yaptığımız için çok mutluyum. Bize destek olan Martı Yayınlarına teşekkür ederiz. Ayrıca kitap bugün ülkemizde satışa çıktı. Bende size kitabı diğer ülkelerde okuyan insanların yorumlarını elimden geldiği kadar türkçeye çevirdim. 

-Güzel değildi.Karakterleri anlamaya çalıştım ama lirik ve şiirsel bir yazıyla yazılmıştı.Bazı yerlerde nefesimi tuttum bazı yerlerde de kızdım ve daha fazlasını istedim.Kitabı sadece yazarın şiirselliği için okudum. -Anonim


-Bu kitapta sevdiğim bir çok yer vardı ama sevmediğim yerler de vardı.  Yazarın anlatımını zoraki ve garip buldum. İlk sayfalar çok açık değildi.  Hikayeyi hayatı ve aşkı anlatan bir masal gibi buldum. Kitap gençlere , 20 yaşının altındakilere hitap ediyor gibi görünebilir ama değil. Benim yaş grubum içindi ve iyiydi.Kitabın sonunu tatmin edici buldum, her duyguyu hissettim.- Anonim

-Kitabın iyi yazıldığını ve ilginç olduğunu düşünüyorum. Peki kitaptaki karakterleri ve onların seçimlerini sevdim mi ? Hayır. Onlar gerçek, anlamlı ve kusurluydu ama hatalarına rağmen yapabildiklerinin en iyisini yaptılar. Sanki biraz hızlı bitti ama ne olursa olsun iyi bir kitaptı.-Anonim

-İlk bölümden itibaren kitaba bayıldım. Kitaptan çok sanki kısa bir hikaye gibiydi. Kısa ama tatlıydı ve yazarın kalemi çok iyiydi. Karakterlerle aramda empati kurdum ve sanki onların hikayesinin bir parçası oldum. Bu yazarın daha çok kitabını okumak istiyorum.-Anonim

-Kitabı sevmeye çalıştım. Ama sanki karakterlerin önünde bir gölge vardı bu yüzden onları anlayamadım. Başkalarının kitabı sevmesine sevindim çünkü ben yarısında bıraktım.-Anonim

                           

                                            

                                                     

                                                            a Rafflecopter giveaway